Günümüze dek uzanmış ‘Kayıp Koloni’ efsanesi, kesin bir sonuca varılana kadar yalnızca geçmişin sessiz ve cevapsız sorularından biri olacak ve geride bıraktığı 'CROATOAN' kelimesi de tarihin en büyük muammalarından biri olarak varlığını sürdürmeye devam edecek gibi görünüyor.
“Kimse yok.” Sesin “kimse yok” demesi sanki yalnızca beni oradan göndermek için değildi. Sesinde henüz anlayamadığım bir yorgunluk, pes etmişlik ve melankoli vardı. Sanki bana haber veriyordu, “kimse yok”.“Oradasınız işte, duyuyorum sizi!”
Kaideler soydu gök perdeyi aydanSahnede kimliksiz avuntularSığıntı özürler yağdıran karanlığaYas-a Evsizlikten geliyorum.
“Karanlıkta her şey aynıdır ancak aydınlıkta, karanlık diğer şeylerden sadece biridir.” Gözlerini güneşe dönerek kemiklerinin ısınmasını bekledi. Hava açılmış, av tamamlanmıştı...
Şimdi aç kulağını ve beni iyi dinle küçüğüm. Sana bunları hiç bilmediğin bir yerden söylüyorum. Sana yaratılış ve varoluşun o ince çizgisinden sesleniyorum. Belki uzaklardan duyulur sesim, gökyüzünde hissedilir. Yıldızları kucaklar, onlarla bir olup usulca kayar gökyüzünün karanlık perdesinden. Belk...
Bazen biri sadece "Kal." dese sonsuza kadar kalabilirsiniz ama o kişi siz kalmak için çırpınırken sizin uçmak için kanat çırptığınızı düşünür ve sessizce gidişinizi izler.
Şimdi, Geç kalan bir itirafın enkazında Yalnızım. İlk kezSesinin içinde bir mezar buldum kendime. Hiç olmamışım gibi,Hiç sevilmemişim gibi,Kendi şehrimizin ortasındaSürgün edildim.
“İnsan her yaşadığından bir şey öğrenir mi acaba?”
Birey olma hali içerisinde bağışıklığımızı güçlendirebilecek o soru. Herkesin ara ara kendini karşısındaki bir sandalyeye oturtup usulca fısıldaması gerekiyor: “Sen bu yaşadığından ne öğrendin ve bunu sana kim öğretti?” Bu soruya cevaben çok hid...
Ben doğanın bebeği, ayın aydınlığı, yaseminin kokusuyum... Gözlerimde göğü, vücudumda tabiatı görürsün. Dallarım yaşamın birer yolu, görkemli kanatlarım ise... İşte o kanatlar, beni en çok heyecanlandıran kısım. Onlar, özgürlüğün, hayallerin ve uçsuz bucaksızlığın sembolü. Buraya gelmemin nedeni ins...
O gün geldiğinde vadideki çocukların ve gençlerin acı çığlıkları, ejderhaların kükremesini bastırdı. Çocukların tenleri güneşin altında ışıldarken parmak uçlarındaki kıvılcımlar denizi uysallaştırdı, vadiden yükselen alevler ejderhaları gücendirdi. Sollhaes’in mezarlığı yıkılarak sulara karıştı ve t...