Ya her bir versiyonumuz farklı bir evrende farklı bir olasılıkla bizi daha da var kılıyorsa? Ya aslında hepsi bir araya gelerek bizi biz yapıyorsa kendi evrenimizde? Ya her olasılıkta ve her yaşantıda biri diğerinden daha farklı ise, o zaman nasıl olurdu ki hayatımız? O zaman daha mutlu olur muyuz v...
Bıraktı düşüncelerini, bıraktı kendini, bıraktı buluttan kayralarını. “Ne de olsa ben, ben bırakınca beni bırakmayan şeyim” Son sözlerini söyleyip, dev bulutun en tepesinden, bir yağmur damlasına dönüşerek yeryüzüne düştü…
Birçok kişi Souls-like formülünü çeşitlendirmeye çalışsa da, bu her zaman iyi sonuçlanmıyor. Popülerliğine rağmen, bu tür, gerçek ustalığı sadece bir stüdyonun elde ettiği bir fenomen olarak kalıyor. Yine de, endüstri üzerindeki etkisi tartışılmaz ve giderek daha fazla oyun bu formülü benimsiyor.
Von ise rüzgârın yelkenleri dolduruşunu görmeyi istiyordu. Aceleci elleri olsa da hamleleri sağlamdı. Rüzgâra bir anlamda meydan okuyor, kendi emeğinin onun oyunlarına göğüs gerebileceğini kanıtlamaya can atıyordu. Ancak yeryüzünün habercisi uzunca bir süredir o tatlı lisanını ondan, rüzgârın kızınd...
Hiç kimseye kendini haklı çıkarma çabası yoktu. Yıllardır kendini en mutlu, en iyi kadın ve eş olarak göstermeye çalışmıştı ancak artık kimseye bir şey kanıtlamak zorunda olmadığının farkındaydı. Hayat, yeni farkına vardığı şeylerle yeniden başlıyordu…
Neden ayaklarımızın üzerine basmak yerine sürüklenmeyi seçeriz ki? Çünkü böylesi daha kolay değil mi? İnsanlar hep kolayı seçmiyor mu zaten? Çabalamak ya da yönlerini değiştirmek yerine ip onları nereye götürüyorsa kabul edip, boyun eğmiyorlar mı? Bu korkaklıktır işte.
Bizim de yaşadığımız gerçekleri, içine acı tatlı tebessümler katarak yüzümüze çarpan karakterler sistemdeki bozukluktan çoğu insan rahatsız olurken, olmayanların da bilinçaltındaki o rahatsızlık kıpırtısını dışa vurmayı başardı. Bu temaların yanında işlenen; ikili ilişkiler arasındaki iletişimsizlik...
Derin Düşüncelerin Soğuk İzleri: Nuri Bilge Ceylan'ın "Kış Uykusu"
Aysema Yılmaz
Her güne süslü ajandalara renkli planlar yapıp yazıyoruz, sonra da gün boyu budalalık ediyoruz. Ajandaya yazmaya bile utandığımız hayatları yaşayıp gidiyoruz.
SofArt ve EFSAD ortaklığında, yüz yüze olmak üzere bir temel fotoğraf semineri ve seminerin devamında da bir fotoğraf okuma etkinliği düzenledik. EFSAD başkanı Ayşe Güzin ÖZLÜ ve derneğin üyelerinden eğitmen Mehmet BAYSAN ile gerçekleştirdiğimiz röportajda hem etkinlik içeriğinden hem de fotoğraf sa...