Ağıt

Kül olmak üzereymiş insancıklar,
Yaktıkları için içlerindeki ormanları.
Özür dilerim üzülemediğim için,
Yoksa içimdeki enkazı gözler önüne seremediğim için mi?
Şeytan ve melek çatışırken kan kusmuşsun,
Süzülmüşsün sanrılarının aldatıcılığından.
Şimdi gözlerini yum; uyanma vakti,
Ninni nenni ninni…

Şubat

Viran olmuş şehirlerden ve bir evi olmamaktan geliyorum sana
Kayboluyorum tekliğin hallerinde,
Çokluğun tek haline karşı,
İçerimde;
Another Wall in the Brick
Another Wall in the Brick
Another Wall in the Brick…

Aynalara Taşlama

Üzerime bu yağan ne?
Peki bu hızın hazzı kime ait;
Kim bu bozkırın özgür atlarına yetişme telaşında olan;
Astrolojiden kaçabilmiş güneşlerden toplanan,
Bin atlının getirdiği 
Küle fısıldanan alev mi?”

Kibrit Kutusu

Yangıdayım!
Fakat, cehennem ateşi beklemiyor insanı,
Uzayın siyah inci soğuğu,
Aslen, en büyük düşmanı

Yabancı

 Oysaki aşk yıkılacağını bile bile şehirler yapıp,
Bir yabancıyla balkonlarda deprem beklemek 

Bir tek onun eline sığıp

Avucunda, krokiler çizmek yarına,

Aşk, ölümünün mimarı yapar insanı yabancım

Ölümü gözden çıkarıp da…

Bağlı Yürek

Dilimin ucunda zehirli sözüm,
  Metali metalle döver gibi;
Sözü öze kırdırır, söylemim

Cacophony

Deniz yakın, keskin kayaları uzak
Ve dünya küçüktür, hiç olmadığı kadar

Kırmızıyı Ararken

Yetilince gürültü;
Düştü bağsız tenime, 
Ve her sessizlikte,
Dönüştüm hayalete

Çıkış yapmak istediğinize emin misiniz?

bildirimler.