Müziğin durakladığı yerde başlar şiir
Öylece, kendiliğinden
Hava serindir,
Deniz yakın, keskin kayaları uzak
Ve dünya küçüktür, hiç olmadığı kadar
“Akşamüstü güneşi alnımı yakar”
Başım düşer yere ve yazgım buluta;
Bir ılık yağmur olup de
Ah hayal kuran, damlalar
Gözünden yanağıma düşer
Kadifeden bir su
Dün gece penceremde,
Kadife çiçeği
Işığa yürürken arkam ışık almaz
Ve ışığa bakınca kör olurum:
Önüm, arkam karanlık
Gözlerinden dışarıyı seyrettiğim kadın
Büyüttü dilimde hırslı bir cambaz
Tutku fazlamı, dünyaya verdim
Yetmedi kalakaldım cambazla;
Şair dediler
İçimden, içine saklandığım kadın
Seni meleğim yaptım, ellerimle
Sana ait ellerle
İçimdeki şeytanı çıkardım
Gittin
Ben, Şeytanımla kalakaldım!
Hem şeytan hem cambaz
Ve ben asla, şarabı, geceyi kapatmak için içenlerden olmadım
Bu gece sokağımda,
Kadife kokusu
Sırtım ışığa bakı
Yanağımda parıltı baki
Önüm, arkam aydınlık
Rüzgarla pazarlık zamanıdır Eylül
Dağıt ve birleştir
Gördüğüme dünya deme gafletindeyim ya
Götür beni gitmediğim yere
Değişeyim, donayım!
Sevginin ışığını kovaladım:
Aydınlattığı yerleri görmedim…
Ah bileklerime, kar sonu ayazı hakim şimdi
Karşısında durduğum ne varsa;
Köprüden halliceyim onlara
Kendimi, onu aramak için dışarıya çıktığım gün kaybetmişim…
Bulut düşleri kuruyorum
Sonbaharın parlak, kadife kıyafeti
Kalemimin ucundaki karadan
Utangaç bulutların düşleri
“Sıkıntı sarmış şehri”
Gökyüzü ağırdı önceden,
Evren, benden olmayanla dans ederken
Okyanus ve gök arasında kalırdım;
Sığamazdım.
Yerde ayrı, gökte ayrı fırtına
Bense kalbime taşkınım
Arzunun sihri:
Arzusu gerçekleşmeyenin zehridir!
Ateşin yanaklara düştüğü gibi
Damıttığım zehir kanıma düştü
Benim ise hep dizlerim kanadı
Ki en çok kanıma yazdım,
Kanımla yazdım,
Yerde kalmamak için…
Yakarım dizlerimi düştüğüm toprakla
Artık yanmam dünya için
Açık yaram yoksa!
Yıldızlara ağlar gibi içime içime akıtıyorum kırmızıyı
Akabinde Janis’ten Maybe
Toprağım artık,
“Yüreğimde”


