I
buzulların ortasında bir çatlak yokluyor gözlerimi
biliyorum oradasın.
anlamsız ısıl değerlerin ellerim üzerinde kuşandığı ani bir değişim bu,
damarlarımda yeniden mavi.
aklım oynamaz ellerimle
nereye düşersem orada yeşerir yeni bir buzul
ben soğuktan öte, çırılçıplak bir öykü söylüyorum.
kendim gibi ritmik.
eksi hangi renk?
çıldırmak üzereyken bir tavşan yerini değiştiriyor
bu dağdan uzağa, doğru.
hiçbir uzvu kısalmadı görüyorum
pürüzlü sırtından biraz kan, ter akıyor.
çıplak bir tavşan neye benziyor koşarken,
eksi bir milyon kere yerin altında.
dilinde bir kesik ve dilimde
ağız açtırmıyor bu avuç dolusu kan.
dişlerini görüyorum
içemiyorum
bu su olmuş suyu.
soğuk almasın diye omuzlarım
kendi derimi örtüyorum boynumdan aşağı.
ve öpüyorum dağdan uzaklaştıkça yıkanan dirseğimi.
II
tavşanın dağı vardı çamur içinde,
-benim-
uzandım -mavi olması gerekirken kahverengi bir göle-
sırtımı düzledim ve yerimi belledim.
kabuğumdan bi’ haber,
parmaklarımla adımladığım
derimde sirküle olmuş bir yarıktan başka bir şey bulamadım.
kalktım
ve dağdan indim.
derim mavileşti -mora yakın-
zihnimde bir çatlak hükmediyorken rengime
biliyorum oradasın.
kanımız ve dirseklerimiz,
derimiz aynı. boyum-uz kısa,
ben yükselemem bir ağacın boyunda.
kalktım
ve dağdan indim yer olmayan bir yere doğru.
III
morardım -maviye yakın-
ölümümüz ve yaşamımız arasında bir döngüde,
nefes alıp
–
verirken.
değiştik.
benim bir ülkem yoksa şimdi
ayaklarım üzerinde, ağzımda gevelediğim her şey için yeniden sürülüyorum zirveye.
artık değişemiyorum derimi.
çıldırmak üzereyken bir insan çamurun içinde uzanıyor yalnızca.
sırtı düz ve yeri belli,
ayakları kısalmış,
bataklıkta bir sürüngene benziyor yaşarken.
mor bir sürüngen
-maviye yakın-
IV
dönüş-mek bitti.
insan değil bu
olsa olsa yeniyetme bir dönüşümden derisini şimdi sıyırmış basit bir sızı ya da
pulları dökülürken tüm bedenini kuşatan
gayriresmi bir propagandanın işlevsiz çığlıkları.
bu sızı halk o bataklıkta.
bu tavşan, halkın içinde zamanla mavileşmiş bir silüet yalnızca.
ve kimse yok dağda.
sürüne sürüne zirveden iniyorum bu yüzden.
her yerde eksiğim
her yerde eksik silüeti.
biz şimdi ülkesizsek eğer
meydan okuyor yalnız bir dağ büyüklüğünden ve varlığından daha ötede.
ve sesim yalnızca içime gürleşiyor artık.
göz ardı edemiyorum içimde zıplayan bu tavşanı.
eksi bir milyon kotunda
anlatıyorum
dönüşebilmeyi
-kendimize-

