Pax Silentii

Parasıyla değil mi? 
Eğer öyleyse, 
Canavarlar rüyalarında 
İnsanları görmeli mi?

Gözlerinde Zifir

Direniyorum Yin’ime ama karanlık daha hızlı yayılıyor ışıktan, çok zaman yok.
Sadece tutuşmuş bir çınar gibi kül olana kadar aydınlatabileceğim bir zaman var.
Aydınlattım.
Sonra kapattım gözlerimi içime döndüm.
Kokusu yayıldı dumanımın boşluğumda.
Tutuştum, haykırdım, sustum, kor oldum, söndüm, sis oldum.
Biraz aydınlığa küs oldum.

Uyanış

Baktı penceresinden kendi dünyasına 
Her şeyin birer dekor olduğunu fark etti 
İçi lavanta dolu yapay bir fanusun içinde 
Camdan dokunmuş sancıyan dokularına tezat 
Bıraktı kendini boşluğun pürüzsüz ormanına 
Uyanmak için aslanın sahici rüyasından

Son

Oysaki şimdi martı sesleri yükseliyor
Sahillerinden köylerin, 
Sırtımda kendime yer ayırmaya çalıştığım
Sonsuz oyunda
Perdelere sarınmış
Kızıl bir uykudan uyanıyorum

Dönüş’üm

Dinle ruhum, bu bir aradasıkışmışlıköyküsü
İyinin ve kötünün ötesinde
Bir kimlik değiş-tokuşu
Nerede köklenip büyüdüğünü seçemediğim
araftayım

Münhal Bir Vedanın Harabesi

Şimdi, 
Geç kalan bir itirafın enkazında 
Yalnızım. 
İlk kez
Sesinin içinde bir mezar buldum kendime. 
Hiç olmamışım gibi,
Hiç sevilmemişim gibi,
Kendi şehrimizin ortasında
Sürgün edildim.

Dem Kadehi

 Bakire ruhumun arşesi kopmadan,
Dionysos’un ikramlarından söktüm şövalyemi!
Şimdi ham zihnim çiğ duygularla
Tamirini bekler, bekler.

Uçurumlar

Her şeyin birbirine bu kadar
Aşkın ve içkin olmasından
Kıvrıl kıvrıl kıvrıldım kendi içime
Deştim karnımı sararmış keskiyle
Doğurdum en nadide parçayı
Çıplak çığlıklar atarak
Uyan

İğdeler

Onca şiire rağmen
   Halen okunaksız ömrüm
      Oysaki benim de bir “Ad”ım,
         Bu ömrü tekeline alan bir adım var
Sızı yaraya ne kadar aitse
   Öyle bir ad var gözlerimde
      Sözlerimin adı ne kadar sesim ise
         “Ad”ım bana seslenilen 
Lakin ne kutludur ki
   Gördüklerimi gözlerimden
      Ve sesimi sözlerimden
          Ayıran infazın bir adı
                      -Yok-

Çıkış yapmak istediğinize emin misiniz?

bildirimler.