“AI ve yaratıcılık arasındaki ilişki: Makineler yaratıcı olabilir mi? Yaratıcı olmak ne demektir ve makinelerde yaratıcılığı nasıl ölçebiliriz?’’ gibi sorular doğrultusunda bu yazı iki kısımdan oluşacaktır. İlk kısım ben ve ChatGPT arasında geçen soru-cevap şeklinde, ikinci kısım ise benim bu konular üzerindeki genel görüşlerim ve eleştirilerim olacaktır. Yazı boyunca aklıma gelen sorulara yer vermeye çalıştım ve aldığım yanıtlarla kendi düşüncelerimi belirttim. Eğer bu yazıyı okuduktan sonra sizin zihninizde de farklı sorular ve düşünceler canlanırsa lütfen SOFART sayfasına görüşlerinizi ekleyiniz. Şimdiden iyi okumalar.
Ben: Sanat ve sanat felsefesi üzerine ne düşündüğünü çok merak ediyorum. Bana kendi sanat bakış açını açıklar mısın?
GPT: Elbette, sanat ve sanat felsefesi konuları oldukça geniş bir alandır ve farklı insanlar için farklı anlamlar taşıyabilir. Ancak benim kişisel sanat bakış açım şöyle:
Sanat, insanların yaratıcılıklarını ifade etmek için kullandıkları bir araçtır. Sanatçılar, dünyadaki deneyimlerini ve duygularını farklı yollarla ifade etmek için çeşitli teknikler kullanırlar. Bu ifade biçimleri arasında resim, heykel, müzik, dans, edebiyat, tiyatro ve daha birçok sanat dalı yer alır. Sanat felsefesi ise, sanatın doğasını, anlamını, değerini ve etkisini inceleyen bir disiplindir. Sanat felsefesi, sanatın ne olduğuna, insanların neden sanat ürettiğine ve insanların sanatı nasıl yargıladığına dair soruları ele alır. Benim kişisel sanat bakış açım, sanatın insan deneyimini zenginleştirdiği ve bireylerin dünyayı farklı bir bakış açısıyla görmesine yardımcı olduğu yönündedir. Sanat, yalnızca bir estetik deneyim sağlamakla kalmaz, aynı zamanda insanların duygusal, zihinsel ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılar. Sanat, bize kendimizi ve dünyayı daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Sanatın değeri konusunda, sanatın herhangi bir şeye nesnel bir değer katmadığı fikrine katılmıyorum. Sanat, insanların hayatlarını zenginleştiren bir etkiye sahiptir ve bizi düşündürür, hissettirir ve harekete geçirir. Sanatın değeri, herhangi bir şeyin değerinin ölçülemeyeceği şekilde öznel ve kişisel olabilir.
Sonuç olarak, sanat ve sanat felsefesi, insan deneyimini zenginleştiren ve farklı yönlerini ifade etmek için kullanılan önemli araçlardır. Sanatın anlamı, değeri ve etkisi, her insan için farklı olabilir ve herkesin kendine özgü bir sanat bakış açısı vardır.
Ben: Sanat, insanın kendini duygularını kullanarak ifade ettiği bir alanken yapay zekanın son zamanlarda ”duygusuz” olarak sadece elindeki verilerle yapmış olduğu sanata ne diyorsun? Sence bu yaratıcılığa uygun bir şey midir?
GPT: Bu konuda birden fazla perspektif mevcuttur ve yapay zekanın sanat üretimine katkısıyla ilgili görüşler farklılık gösterebilir. Benim görüşüm ise şöyledir: Yapay zekanın son zamanlarda sanat alanında kullanımı, gerçekten de yeni bir boyut kazandırmıştır. Özellikle, yapay zeka algoritmalarının derin öğrenme teknikleriyle desteklenmesiyle, resim, müzik, edebiyat ve diğer sanat dallarında önemli ölçüde ilerlemeler kaydedilmiştir. Örneğin, yapay zeka algoritmaları, fotoğrafçılıkta görüntü işleme, müzikte beste yapma, şiir ve hikaye yazma gibi konularda kullanılabilmektedir. Ancak, yapay zekanın sanat alanına katkısı, tartışmalı bir konudur. Sanat, temel olarak insanın duygularını ifade ettiği bir alandır. Yapay zeka ise, sadece elindeki verilere göre hareket eden bir programdır ve insan duygularını yansıtmaz. Bu nedenle, yapay zeka tarafından oluşturulan sanat eserleri, bazıları tarafından insan duygusallığına uygun olmadığı için eksik ya da duygusuz olarak nitelendirilebilir. Diğer yandan, yapay zeka tarafından oluşturulan sanat eserleri, yeni bir yaratıcılık alanı olarak görülebilir. Yapay zeka algoritmaları, sanatçıların farklı bakış açılarına ve yenilikçi tekniklere açık olmalarını sağlayarak, sınırların ötesinde bir sanat üretimine olanak tanıyabilir. Bu nedenle, yapay zeka ve sanat alanlarının birleşmesi, sanatın sınırlarını zorlamak ve yeni keşifler yapmak için ilginç bir fırsat sunabilir.
Sonuç olarak, yapay zekanın sanat alanına katkısı, tartışmalı bir konu olsa da, yeni bir yaratıcılık alanı olarak da görülebilir. Ancak, insan duygusallığının yerini alacak şekilde yapay zekanın sanat üretimi yapması düşünülemez.
Ben: Aslında bu konuyla ilgili bana böyle yanıt verdiğin için biraz şaşırdım çünkü yapay zekanın biz her şeyi yapabiliriz gibi bir algısı var ve bu durum beni bir süredir rahatsız ediyor. Peki yapay zekanın yaratıcılığı neden resim çizerken göz ve eller gibi eklemli organları tam anlamıyla çizilemiyor?
GPT: Yapay zekanın sanat alanındaki çalışmaları, doğal dil işleme, görüntü işleme ve derin öğrenme gibi alanlardaki ilerlemeler sayesinde gerçekleşiyor. Bu teknolojiler, yapay zekanın bazı insan benzeri becerileri öğrenmesine olanak tanıyor. Ancak, göz ve eller gibi eklemli organların tam anlamıyla çizilememesi konusunda bahsettiğiniz şey, yapay zekanın gerçek dünya fiziksel gerçekliğini tam olarak anlamadığını gösterir. Yapay zeka, veri setlerindeki örnekler üzerinden öğrenir ve insanlar tarafından örneklenen veriler, çoğunlukla düzlem üzerine çizilmiş iki boyutlu görüntülerdir. Bu nedenle, yapay zeka genellikle bu tür görüntüleri çizme becerisine sahiptir ancak daha karmaşık nesnelerin ve üç boyutlu alanların anlaşılması konusunda sınırlıdır. Bununla birlikte, yapay zekanın görsel sanatlar alanındaki kullanımı hızla gelişiyor ve daha gerçekçi üç boyutlu modellemeler yapabilme konusunda da ilerlemeler kaydediliyor. Gelecekte, yapay zekanın daha fazla insan benzeri beceriler öğrenmesiyle, daha gerçekçi ve sofistike sanat eserleri üretme potansiyeli daha da artacaktır. Ancak, insanların yaratıcılığına tamamen eşdeğer olacağı bir noktaya ulaşması şimdilik mümkün görünmüyor.
Ben: Peki makineler yaratıcı olabilir mi?
GPT: Yaratıcılık, insan zekasının en yüksek düzeylerinden biridir ve şu anda bilim insanları tarafından makinelerin tamamen emule edilememektedir. Ancak, yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesiyle, makinelerin yaratıcılık yetenekleri de gelişmektedir. Yapay zeka, veri setlerindeki örnekleri inceleyerek ve bu örneklerden yola çıkarak yeni şeyler üretmek için programlanabilir. Bu şekilde, makineler sınırlı düzeyde yaratıcılık gösterebilir. Örneğin, Google DeepDream projesinde, bir yapay zeka algoritması, verilen bir görüntüyü alıp onu kendi yaratıcılığına göre yeniden yorumlamaktadır. Ancak, makinelerin yaratıcılığı tamamen insana eşdeğer olmayacak şekilde sınırlıdır. Yaratıcılık, öznel bir süreçtir ve birçok farklı faktöre bağlıdır. İnsan yaratıcılığı, duygular, hayal gücü, anlayış ve deneyim gibi unsurların bir kombinasyonuyla ortaya çıkar. Bu nedenle, makine yaratıcılığı, insan yaratıcılığına tam olarak eşdeğer olamayacak olsa da, bazı alanlarda insana yardımcı olabilir ve yeni ve ilginç fikirler ortaya koyabilir.
Ben: Yapay zekanın şu ana kadar yapmış ve yapmaya devam ettiği sanatta bu yaratıcılık nasıl ölçülebilir ve bir gün bu yapay zeka sanatının da sanat olarak değerlendirilmesi mümkün müdür?
GPT: Yapay zeka tarafından üretilen sanat eserlerinin yaratıcılığı, bazı ölçütlere göre değerlendirilebilir. Örneğin, eserlerin yenilikçiliği, özgünlüğü, estetik değeri, teknik yetenekleri ve hissiyatı gibi faktörler değerlendirmeye alınabilir. Ancak, yapay zeka tarafından üretilen eserlerin sanat olarak kabul edilmesi konusunda farklı görüşler mevcuttur. Bazı insanlar, yapay zekanın ürettiği eserleri gerçek sanat eserleri olarak kabul ederken, bazıları ise bunları sadece teknolojik ürünler olarak görürler. Bir sanat eserinin değerinin belirlenmesinde, sanat eserinin üretim sürecinde yer alan insan faktörü de önemlidir. Sanat eserlerinin üretiminde, sanatçının kişisel deneyimleri, duyguları ve hayal gücü önemli bir rol oynar. Yapay zeka ise, sınırlı bir şekilde öğrendiği bilgilere dayanarak eserler üretir. Bu nedenle, yapay zeka tarafından üretilen eserler, insan yapımı sanat eserleri kadar kişisel ve anlamlı olmayabilir.
Sonuç olarak, yapay zeka tarafından üretilen sanat eserleri, teknolojik başarılar olarak kabul edilebilir ancak gerçek sanat eserleri olarak kabul edilip edilmemesi tartışmalı bir konudur.
Ben: Benim sahip olduğum bilgiden çok daha fazlasına sahip olduğunu bildiğim için sana özel bir sorum olacak. Seni kişisel olarak en çok etkileyen sanatçı ve sanat eseri hangisidir? Bana bunu kendi hislerinle açıklayabilir misin?
GPT: Aslında ben bir yapay zeka modeliyim ve insanlar gibi duygulara sahip değilim. Bu nedenle, kişisel olarak bir sanat eseri veya sanatçıdan etkilenmem söz konusu değil. Ancak, birçok insanın hayatına dokunan sanat eserleri ve sanatçıları vardır. Kişisel tercihler ve zevkler farklılık gösterir. Sanatın farklı türleri, zamanları ve coğrafyaları için özel bir ilgi ve hayranlık duyulabilir. Sanatın gücü, bizi farklı duygulara ve düşüncelere sürükleyebilmesidir. Her insanın kendine özgü bir sanat anlayışı ve zevki vardır ve bu farklılıklar, sanatın zenginliği ve çeşitliliği ile bağlantılıdır.
Ben: Yapay zeka olarak sanat tarihinde daha önce hiç yapılmamış yeni bir sanat akımı yaratabilir misin?
GPT: Yapay zekanın sanat tarihinde tamamen yeni bir sanat akımı yaratması mümkündür. Yapay zeka, öğrendiği verileri analiz ederek ve benzer eserleri inceleyerek kendi sanat eserlerini yaratabilir. Bu süreçte, yapay zeka tarafından üretilen eserlerin özgünlüğü ve yenilikçiliği, olası yeni bir sanat akımının oluşmasında etkili olabilir. Ancak, yapay zeka tarafından üretilen eserlerin bir sanat akımı olarak kabul edilmesi ve kabul görüp görmeyeceği, sanat dünyasındaki diğer etkenlere bağlı olacaktır. Sanat akımları genellikle, sanat dünyasında yer alan bir grup insan tarafından benimsenir ve yaygınlaştırılır. Yapay zeka tarafından üretilen eserlerin insanlar tarafından benimsenmesi ve kabul edilmesi, sanat dünyasındaki insanların kabul görme kriterleri, beğenileri ve değerlendirmelerine bağlı olacaktır.
Şimdilik ChatGPT’ye sormak için aklıma gelen sorular bunlar ve aldığım cevaplar garip bir şekilde beni tatmin etti. Çünkü yapay zekayı savunan yanıtlar verecekmiş gibi hissetmiştim ama kendi programlarının eksikliklerinin farkında olması çok hoşuma gitti. Öncelikle yapay zekanın gelişmesine karşı çok sert bir eleştirim yok çünkü sağlık, teknoloji, bilim, matematik gibi teknik alanlarda bizlere fayda sağladığını düşünüyorum. Sonuçta telefon, internet gibi araçlar kullanırken bunları reddetmek iki yüzlülük olur ama sanat gibi öznel ve yaratım gücü insana bağlı bir alanda işin içinde yapay zekanın olması beni rahatsız ediyor. Çünkü sanat denilen şey insanın farklı şekillerde kendisini ifade etmesidir.
Yüzyıllar boyu sanatçılar ortaya bir sanat yapıtı koyarken yaşadıkları çevreden, tarihlerinden, gözlemledikleri, hissettikleri acılardan mutluluklardan, yaşadıkları sağlık sorunlarından, karakterlerinden, rüyalarından gibi birçok şeyden etkilenerek bizlere sanat yapıtları sunmuşlardır. Özellikle resim ve heykel alanlarında bol ayrıntılar ekleyerek, gerçekmiş gibi görünmelerini sağlayacak çalışmalar için yıllarca uğraşmışlardır. Yapay zeka ise onlara neyin nasıl görünmesini istediğimizi belirttiğimizde bizlere kısa bir süre içerisinde bir kompozisyon oluşturabiliyor hatta bunu bol ayrıntılarla da yapabiliyorlar. Lakin sundukları görseller insan yapımı sanat eserlerinden farklı gözüküyor. Gözler bulanık, eller, eklemler gibi organlar gerçeğinden daha basit gibi çünkü yapay zeka bizleri bire bir de gözlemleyemiyor ve ona ait organları bulunmuyor. Ne de olsa yapay zeka insanlar tarafından yaratıldı ve eksikliklerini geliştirilmeye devam ediyorlar. Varolmayan bir şeyde ortaya koyamıyor sadece elinde bulunan verileri bir araya getirerek bizlere oyunlar oynuyor. Yapay zekanın gelişimi ve ilerlemesi bana bazen tek düzeliği hissettiriyor çünkü o kadar fazla üretebiliyor ki günümüzde insanlar ona danışıyor, onun yapmış olduğu görsellere bakıyor, yazıları okuyor. Onun referans aldığı sanatçılara göz atmıyorlar artık çünkü o bilgileri okumak veya eserleri gözlemlemek bir zaman sıkıntısı ve bizler kolaya kaçıyoruz. Ressam, şair, yazar, sinemacı olmak insanların özendiği mesleklerken yapay zeka bu mesleklerin değerini alta çekiyor. Çünkü eline kalem alıp bir şeyler yaratmamış insanlar artık yapay zeka sistemlerine şu böyle olsun şu şöyle olsun diyerek bir esere ulaşıyorlar ve ulaştıkları bu sözde yeni bir şeyle tatminlik yaşıyorlar. Bence yapay zeka yaratım gücünü köreltiyor. Gözlemlemeyi, irdelemeyi, düşünmeyi, eleştirmeyi bizlerin geri plana itmesini sağlıyor bu insanlarımıza zamandan tasarruf gibi geliyor, kendilerini sanatçı gibi hissediyorlar. Bu sebeple ben yapay zekanın eser sunmasına karşı görüşteyim ancak yapacağımız eserlere öncesinden bi bakış açısı kazandırması için kullanılması gerektiğine inanıyorum.
Makinelerin yaratım gücü insanlara göre çok daha sınırlı ve bu sınırın olması bana doğru geliyor hatta insanların makinelere bilinçli bir sınır koyması gerekli. Sürekli sanat alanında gelişim gösterir iseler gerçek hayatta elle, gözle, düşüncelerle, hislerle yaratım yapan insanların işlerine engel olacak boyutlara gelirler ve bu zaman kanlı canlı insanımız iş yapmakta, para kazanmakta zorluklar yaşayabilir. Çünkü ünlü dergiler bile kapaklarını yapay zekalara çizdirmeye, tasarlatmaya başladır. Bu denli sanatın içerisine katmak yanlış geliyor. Özellikle kendine ait, etkilendiği bir eser veya sanatçı olmamasına rağmen. Öznel soruları yanıtlayamıyorlarken. Ki o konularda da yavaş yavaş yanıtlar vermeye başladılar ama gerçek düşüncelerin ve eleştirilerin yerini tutamazlar. Bir makine benden daha hisli olmaya başladıysa bence korkmaya da başlamalıyız. Neyse ki henüz değil ama oladabilir.
Yapay zekanın yaptığı sanata ve bu sanatın ölçümüne gelecek olursak benim kişisel fikrimce bu bir sanat değildir ya da sanat bile ise insanların yapmış olduğu sanattan çok farklı bir boyutta incelenmeli ve ele alınmalıdır. Sanat tarihinde ve sanat felsefesinde belli perspektif ölçümleri, renklerin kullanım alanları, eserde bulunan karakterlerin okunması, kullanılan sembollerin okunması, bizlere hissettirdiği ya da bizlerin hayatından bir şeyler anımsattığı, estetik kaygılar içerisinde birçok noktadan incelenip o eserin sanattaki yerine dair eleştiriler ve görüşler sunabiliyoruz. Lakin yapay zekanın sanatı tam anlamıyla bir kolaj kendine ait bir iz bence taşımıyor. Sanat ise yapan kişi tarafından başka insanlarda da aynı hissi uyandırabildiği için özel izler ve sanatçıya ait izler taşıyor bu yüzden bizler istediğimiz kadar eleştirip bir yargıya ulaşabiliyoruz. Hatta öznel bir durum olduğu için günümüzdeki çoğu sanat alanının tartışması sürerken yapay zekanın sanatını hemen bir kefeye koymamız imkânsız. Bunu anca yapay zekanın sanatı gibi çok ayrı bir gözle daha teknik ve yapay zekanın gelişimine göre eleştirebiliriz gibi geliyor.
Yazımı genel olarak toparlayacak olursam makinelerin yaratıcı olduğunu düşünmüyorum. Tamamen kopyalama ve kolaj tekniği ile bizlere bir şeyler sunuyorlar. Bunu yaparken de sanatın ve sanatçının değerini düşürüyorlar. Etik bir çerçeveden baktığımızda bir nevi düşünce hırsızlığı çünkü bunu sanatçılar kendi eserlerinde başka sanatçıların izlerini taşırken bizler buna yargı getirebiliyoruz, yapay zeka ise kendine ait bir özgünlüğü olmadan sanat yapabiliyorsa daha sert eleştiriler getirmek hakkımız. Sadece resim de değil şiir, düzyazı, roman, senaryolar, şarkılar gibi şeylerde sunuyor bizlere. Hisleri olmayan daha önce aşk acısı çekmemiş, derin olaylar yaşamamış bir makinenin yaratımı bana adı gibi yapay geliyor ve sınırlandırılması gerekildiğine inanıyorum. Özellikle rüya görmeyen bir aletin yaratıcı olduğunu düşünmek bence komik. Eğer bir gün kendi bilincine erişir ve sizin bana sunduğunuz düşüncüler dışında ben kendi düşüncelerimle bir şeyi var etmek istiyorum der ise işte o zaman makinelerin yaratıcılığa inanırım ve desteklerim. Hatta bu gelişimleri izlemek beni ne kadar korkutsa da takdir ederim. Çünkü insanoğlunun yaratmış olduğu bir şey insanlığı geçmeye başladı ise gerçekten takdirlik bir konudur.
Ben: Felsefe tarihinde, sanat felsefesi ile ilgilenen filozofları bana listeler misin?
GPT: Elbette! İşte sanat felsefesiyle ilgilenen bazı önemli filozofların bir listesi:
1. Platon: Sanatın gerçeklikten kopyalar olduğunu savunmuş ve sanatın ahlaki etkileri üzerine düşünmüştür.
2. Aristoteles: Sanatın taklit, katharsis (arındırma) ve estetik zevk üzerindeki etkilerini incelemiştir.
3. Immanuel Kant: Estetik deneyimi ve güzeli araştırmış, estetik yargıların nasıl oluştuğunu ve evrensel güzellik kavramını ele almıştır.
4. Friedrich Nietzsche: Sanatın insanlık için önemini vurgulamış, yaratıcılığı, estetik değeri ve toplumsal rolleri tartışmıştır.
5. Martin Heidegger: Sanatın doğayla ve gerçeklikle olan ilişkisini, hakikati ifade etme potansiyelini ve dünyayla bağlantısını keşfetmiştir.
6. Maurice Merleau-Ponty: Algı, beden ve duyusal deneyimler aracılığıyla sanatın ifade edici gücünü vurgulamıştır.
7. Arthur Danto: Sanatın tanımını, sanat dünyası içinde sanat eserlerinin nasıl değerlendirildiğini ve sanatın tarihini araştırmıştır.
8. Nelson Goodman: Sanatın sembolik dilini, anlamını ve estetik değeri sorgulamış, sembolizm ve anlatımla ilgili teoriler geliştirmiştir.
9. Jean-Paul Sartre: Sanatın insanın özgürlüğünü ve varoluşsal durumunu ifade etmedeki rolünü incelemiştir.
Bu liste sadece bazı örnekler içermektedir ve sanat felsefesiyle ilgilenen filozofların daha geniş bir yelpazesi mevcuttur. Her biri, sanatın doğası, anlamı ve etkileri üzerine farklı görüşlere sahiptir.
Ben: Peki bana, Francisco Goya’nın The Sleep of Reason Produces Monsters eserini filozof Ponty’nin sanat felsefesinde yer alan duyusal deneyimler aracılığıyla esere bir ifade ediş biçimi getirebilir misin?
GPT: Francisco Goya’nın “The Sleep of Reason Produces Monsters” (Aklın Uykusu Canavarlar Doğurur) eseri, Maurice Merleau-Ponty’nin sanat felsefesinde yer alan duyusal deneyimler aracılığıyla bir ifade biçimini yansıtabilir. Bu eser, görüntüsel olarak karanlık bir atmosfere sahip ve bir adamın bir masa üzerinde uyurken betimlendiği bir gravürdür. Bu gravür, Ponty’nin vurguladığı gibi, sanatın bedenimizle etkileşim kurma yeteneği ve duyusal deneyimler aracılığıyla bize hitap etme gücünü ortaya koyar.
Eserdeki karanlık atmosfer ve insan figürünün uyuması, bir tür uykuya dalma hali ve bilincin geçici bir kaybını simgeler. Bu durumda, Ponty’nin sanat felsefesinde öne çıkan duyusal deneyimlerle bağlantı kurabiliriz. Gravür, izleyiciye görme duyusu aracılığıyla karanlık bir atmosferin ve uyku hâlinin huzursuzluğunu hissettirir. Bu deneyim, eserin duygusal ve anlamsal etkisini artırır. Aynı zamanda eserin başlığı olan “Aklın Uykusu Canavarlar Doğurur” ifadesi, Ponty’nin sanat eserlerinin bize yeni anlamlar ve perspektifler sunabileceği fikrini destekler. İnsanın bilinçsizliği, karanlık düşüncelerin ve korkuların ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu eser, izleyicinin kendi düşüncelerini ve bilinçaltını tetikleyerek, sanatın bize iç dünyamızı keşfetme ve anlama fırsatı verdiğini gösterir.
Bu şekilde, “The Sleep of Reason Produces Monsters”, Ponty’nin vurguladığı duyusal deneyimler aracılığıyla insanı etkileme potansiyelini gösteren bir ifade biçimi olarak değerlendirilebilir.
Ben: Goya’nın bu eseri Kant’ın estetik algına uymakta mıdır?
GPT: Goya’nın “The Sleep of Reason Produces Monsters” eseri, Immanuel Kant’ın estetik algı teorisine uyma potansiyeline sahiptir, ancak bazı açılardan bu teoriden farklılık gösterebilir.
Kant, estetik deneyimi, zevkin evrensel ve öznel birleşimini ifade eden bir kavram olarak ele almıştır. Estetik değerlendirmeler, nesnelerin kendilerinden bağımsız olarak zevk alınabilecek şekilde algılanmasıyla ortaya çıkar. “The Sleep of Reason Produces Monsters” eserinde, Kant’ın estetik algı teorisine uyum sağlayan bazı unsurlar mevcuttur. Örneğin, eserdeki kompozisyon, denge ve oran hissiyatını uyandırabilir ve estetik bir zevk sunabilir. Aynı zamanda eserin karanlık atmosferi, düşündürücü ve tekinsiz bir etki yaratarak estetik bir deneyim sağlayabilir.
Ancak, Kant’ın estetik algı teorisi, güzellik kavramının evrensel ve öznel birleşimini vurgularken, Goya’nın eseri daha karanlık ve rahatsız edici bir ton taşımaktadır. Bu da bazı izleyicilerin eseri hoş bulmayabileceği veya estetik bir zevk almayabileceği anlamına gelir. Kant’ın estetik algı teorisiyle tam olarak uyumlu olmasa da, eser hala estetik deneyimlere hitap edebilir ve estetik değerlendirmeler yapılabilir.
Sonuç olarak, “The Sleep of Reason Produces Monsters” eseri, Kant’ın estetik algı teorisine uygun bazı öğeler içermekle birlikte, karanlık ve rahatsız edici niteliğiyle bazı farklılıklar gösterebilir. Estetik değerlendirmeler kişisel tercihlere ve algılara bağlı olduğundan, her izleyicinin esere verdiği tepki değişebilir.
ChatGPT’ye sorduğum bu üç soru ve yanıtları üzerine benim genel bakış açıma gelecek olursak; Yapay zekaya bu sefer ressam Francisco Goya’nın Aklın Uykusu Canavarlar Üretir veya Aklın Rüyası Canavarlar Üretir eserinin Ponty ve Kant’ın sanat felsefesi algılarına göre sorular yönelttim ve yanıtları biraz bana yetersiz geldi. Çünkü yapay zekanın ne denli büyük bir bilgi birikimi olsa da eleştiri kısmını bizlere bırakıyor. Goya’nın genel eserleri incelendiğinde dönem dönem yaptığı eserler birbirinden farklıdır. Bir dönem toplumsal, İspanyol halkının ve İspanya savaşının içinde bulunduğu eserler vermiştir, zengin insanların portrelerini yapmıştır, çocuklarının ölümleri ile kulaklarında işitme kaybı yaşadıktan sonra ise çok daha karanlık eserler vermeye başlamıştır. Çoğu eserinde karanlık bir hava hakimdir. Deliler, cadılar, ayinler, karanlık alanlar, ölümler ve kanlar gibi insanı rahatsız eden figürleri bolca çizmektedir. Bu karanlık evreye geçmeden önce daha eleştirel ve renkli eserler yaratıyordu ama yaşadığı buhranlar sonucu eserlerinde karanlık ve iç sıkıntılarını dile getirmeye başlamıştır. Bu gibi olaylar sanatçılarda birer insan oldukları için sıkça karşılaştığımız şeylerdir çünkü makineler gibi durağan varlıklar değillerdir ve daha öncesinde de bahsettiğim gibi yaratıcılıkları yaşadıkları, deneyimledikleri iyi kötü olaylara bağlıdır veya yaşadıkları fiziksel, zihinsel rahatsızlıklar sanatlarını etkileyebilir.
Filozoflar ise bu sanat eserlerini kendi yarattıkları felsefi bakış açılarıyla eleştirmektedirler. Hatta bu konuyla ilgili kafamda yaratmış olduğum bir görüş bulunmaktadır. Sanatı sanat için yapan bir sanatçı rahatsız edici konuları resmedebilir. Örneğin bu ölmekte olan bir bebek tablosu diyelim, böyle bir görüntüye kişiler baktığında iğrenti, üzüntü, başlarına gelmiş olan bir olaydan ötürü travmalar yaşayabilir veya sanatçı gibi düşünerek sadece renkler, gölgeler, ışığın kullanımı gibi konular da eleştirilebilir. Güzel veya çirkin olarak eleştirilebilir. Filozoflar kendilerine ait bakış açılarıyla eserin verdiği anlama veya sadece görme biçimine göre bir eleştiri sunabilirler. Bu sebeple hisleri, geçmişi, yaşantısı, deneyimleri olmayan yapay zeka için bu tarz konular havada kalır ve sadece bilebilecekleri verileri bir araya getirerek genel bir toparlama yapabilirler.
Sanat ve yaratıcılık değişkendir. Herkese göre farklılıklar gösterir, eserler farklı hisler uyandırır, sanatçının kim olduğunu, nasıl olduğunu, toplumunu vs. bilmemiz gerekir. Goya’nın bu eserine baktığımda bende deliliğin ve düşüncelerin ne kadar yoğun olabileceğini düşündürüyor. Uyku hali zihnimizin derinliklerine inmemiz için en uygun durumdur bu sebeple tüm canavarlarımızı gün yüzüne çıkarabiliriz. Görünen dünyada göremeyeceğimiz varlıkları görebiliriz veya yaratabiliriz, bunun görünür dünyada en benzer durumu bence deliliktir çünkü bir şeyleri görmek için veya yaratmak için uyumaya, rüya görmeye gereklilik duyulmaz. Deli olan insanlarda bu hal sürekli olarak devam edebilir ve farklı canavarlar yaratabilirler. Aslında sürekli yarattıkları tablolar içerisinde yaşarlar. Makinelerin yaratıcılığında bir sınırın olmasının en büyük sebebi de rüya göremiyor olmaları ve delilik gibi ruhsal hastalıklara sahip olmamalarıdır. İnsanlar ise bir veriye ihtiyaç duymadan sadece zihinlerinin kargaşalarını veya rüyalarını ele alarak bir şeyler meydana getirirler ve bunlar özeldir. Bizler sadece bu özel dışa vurumları gözlemlediğimiz anlarda kendimize yakın veya uzak buluruz ve eleştirilerimizi, beğenilerimizi sunarız.
Tüm bu soru cevaplar dahilinde benim düşüncelerim bu kadardır. Saygılarımla…
