Sınırlarının farkında değildin. Özgürlük, senin için betimlenmiş ve biçimlenmişti. Yaşadığın hayatın kuralları kulağına fısıldandı ve sınırları gördüğün ufkun arkasına çoktan gizlendi. Aramak için gerçeğini, ilerledin. Lakin, şimdi ufkun ötesinde kendinden saklandın.
Senin arayışın bir hikâyeyi anımsattı. Hep gördüğün ama bakmadığın bir hikâye. Bazen güzel işlemeleri olan bir kafeste, bazen kalın saydam camları olan bir akvaryumda geçer hikâye. Balıklardan sadece bir tanesinin söylemesi yeterlidir. Mavi okyanuslar varmış sınırsız, uçsuz, bucaksız. Tabii bu kabul edilmezmiş diğer balıklar tarafından. Çünkü dünya gördüğümüz kadar olmalıymış. Gördüklerimiz ise kulağımızdaki fısıltıdan ve bize gösterilenden fazlası olamazmış.
O zaman bir soruyla baş başa bırakmak istiyorum seni. Kaybolduğunda bulduğun yerler de sınırlarına dahil miydi?


