Atina Okulu, 1509’dan 1511’e kadar İtalyan ressam Raffaello Sanzio tarafından yapılmış bir fresktir. Atina Okulu’nun ana konusu, felsefe ve astrolojiyi teoloji ile uzlaştırmaktadır. Konumuza geçmeden önce Raffaello hakkında yazmak istiyorum. Raffaello Sanzio da Urbino (28 Mart/6 Nisan 1483 – 6 Nisan 1520), Raffaelo olarak da bilinen Rönesans döneminin İtalyan ressamı ve mimarıydı. Çalışmalar; Görsel başarıları, şekillerin netliği, eserlerinin zenginliği ve Platon’un insanlar hakkındaki fikirlerini en iyi şekilde ifade etmesiyle takdir edilmektedir. Michelangelo ve Leonardo da Vinci ile birlikte zamanlarının geleneksel üçlüsü olarak bilinirler. Onlar büyük ustalardır. Aynı zamanda Roma Okulu’nun da temsilcisidir. Raffaelo son derece üretken bir ressamdı. Raffaelo genellikle büyük bir atölyede çalıştı ve 37 yaşında ölmesine rağmen işinin çoğunu hayatta kalabildi. Görüneni idealize etmeden, eğmeden, bozmadan bırakabilmesinin en büyük sebebi, tüm çıplaklığıyla ve sahip olduğu güzelliklerle yansıttığı eserlerdir. Eserlerindeki insan figürleri, doğal ve duyusal bir anlatım sunar. Aynı zamanda dinamik ve hareketli bir görünüm verir. Raffaello eserlerinde daha çok dini ve felsefi konulara yer vermiş, bunu yaparken de anlatmak istediği hikâyeleri uyumlu bir bütünlük içinde sunmuştur. Çalışmalarının büyük çoğunluğu, kariyerinin en büyük eseri olan merkezdeki freskli Rafael odası olan Vatikan Sarayı’nda bulunuyor. En bilinen eseri, Vatikan’daki Stanza della Sefnatura’daki Atina Okulu’dur. Bu eser “Stanza Della Segnatura”nın bir duvarını kaplamaktadır. Bu fresk, Raffaello’nun en büyük şaheserlerinden biri olarak kabul edilir ve İtalyan Rönesansının klasik ruhunu en somut haliyle yansıtır. Raffaello’nun çalıştığı sırada fresk deneyimi yoktur; ancak olağanüstü üstün yeteneği, dönemin papası II. Julius’un dikkatini çekti. Yalnızca Papa II. Julius, ona tüm Papalık Odalarını dekore etme yetkisi verdi. Raffaello bu otoriteyi en iyi şekilde onurlandırmıştır.
Öncelikle, Raffaello’nun Atina Okulu’na genel içeriği açısından bakacak olursak; Raffaello, ilk çağın anıtsal mimarisinde bir tarafta idealist Platon’u, diğer tarafta gerçekçi Aristoteles’i resmetmiştir. Resim, Rönesans’ın dayandığı klasik Yunan uygarlığının en ünlü filozoflarını ve bilim adamlarını bir araya getiriyor. Ancak arka plan olarak klasik Yunan mimarisinden ziyade Roma mimari unsurlarına sahip bir bina resmetmiştir. Sütunların iki yanında bulunan devasa heykeller (Apollon ve Athena heykelleri) ve süslemeler klasik Yunan sanatına aittir. Bu eserinde klasik Yunan mimarisini daha çok kullanmak yerine Roma mimarisine ağırlık vermesinin nedeni bence her iki toplumu da kendi içinde sentezlemesidir. Antik Yunan filozoflarını merkeze alırken, Roma mimarisi perspektifine yerleştirdiği iki kültüre ve değerlerine olan saygısıdır. Eserde ustalıkla kullanılan perspektif unsurları – ön planda birbirini takip eden üç kemer, merdivenler, zemindeki geometrik desen – teleskop etkisi yaratarak izleyicinin dikkatini ortadaki iki ana figüre çeker. Eserdeki 59 figür rastgele yerleştirilmemiştir. Solda müzik ve aritmetik ile ilgilenenler, sağda geometri ve astronomi ile ilgilenenler, ortada ise bu bilim dallarının ulaştığı üst düzey bilgiler üzerinde çalışan bilim adamları ve filozoflar yer almaktadır. Eserdeki tüm figürlerin bir anlamı ve hikayesi vardır. Rakamlar sırasıyla aşağıdaki gibidir. Tablonun ortasındaki iki önemli figür, Klasik Yunan Filozofları Platon ve Aristoteles’tir. Platon, yaşlı görünümlü, yalınayak bir bilge adam suretinde tasvir edilmiştir; Öğrencisi Aristoteles, Platon’dan bir adım önde, iyi giyimli, olgun bir adam olarak tasvir edilmiştir. Platon’un elinde Timaeus’u, Aristoteles’in elinde ünlü Ethics’i görebiliriz. Eli platonun yukarısını gösterecek şekilde tüm bilgi kaynağı olarak gökler (Platon’a göre çevremizde gördüklerimiz sonsuz ve değişmez bir gerçekliğin yansımasıdır), Aristoteles ise dünyayı (Platon’a göre) gösterir. Aristoteles, gerçek gerçeklik, görebildiğimiz ve dokunabildiğimiz gerçekliktir) tüm bilgi kaynağı olarak eli yere dönüktür. Platon figürü, Raffaello’nun yaşadığı dönemde çok ünlü olan Leonardo da Vinci’nin yüzü temel alınarak tasarlanmıştır. Üçüncü figür ise yeşil kostümlü kişi Sokrates’tir. Sokrates’in yanında bulunan seyircilere el işaretleriyle felsefesini anlattığını görüyoruz. Bu şekilde Raffaello, “Sokratik Diyalog”u vurgulamaktadır. Sokrates, felsefe tarihinin temelidir.
Sokrates’in karşısında savaş teçhizatlı öğrencisi Alcibiades var. Bu kişinin Büyük İskender olduğu da söylenmektedir. Xenophon, “Elea” felsefe hareketinin kurucusudur. Tanrı, bilimle ilgili gerçeğe ulaşmanın imkansız olduğunu savunur. Eschies. Pisagor, elindeki deftere çocuğun önünde tuttuğu tabeladaki notları uzatır. Bu notalar müzikal oktavları gösteren diyagramlardır. Öğretisinin dört temel unsuru; güzellik, uyum, saflık ve coşku. Müzik aralıklarından, gezegenler arası mesafelerden bahsetti. Pisagor’un sayıları ve şekilleri, Platon’un bahsettiği fikirlere karşılık gelir. Parmenides, metafiziği ilk ortaya koyan filozoftur. Nous gibi önemli bir kavramı felsefeye kazandırmış ve işlemi hal değişimi olarak tanımlamıştır. Hypathia, İskenderiye’de felsefe, matematik ve astronomi profesörüdür. Çalışmadaki tek kadın figürü o, ancak Raffaello, Papa’nın bu figüre karşı çıkması ihtimaline karşı onu açık tenli ve Papa’nın yeğeni gibi görünecek şekilde çizdi. Kelimenin tam anlamıyla onu diğer figürlerin arasına koyarak kamufle etti. Aynı zamanda tarihin bilinen ilk kadın matematikçisidir. İbn-i Rüşd (19), İslam filozofu ve hekimiydi. Heraklit figürünü yaratırken Michelangelo’dan ilham almıştır. Raffaello o sırada Michelangelo’nun bir eserini görür ve bundan çok etkilenir. Bu nedenle Heraclit, figürünü resme daha sonra Michelangelo görüntüsünde ekler. Diogene’e göre hayatın tek amacı vardır: Erdemli olmak. Bunun dışında her şeyi gereksiz görür ve erdemin en büyük armağanı insanı özgürleştirmesidir. Öklid bir Yunan matematikçisidir. Zerdüşt gökyüzü (astronomi) ile, Batlamyus yer bilimleri (coğrafya) ile ilgileniyordu. Ellerindeki küreler göğü ve yeri simgeler. Batlamyus, Raffaello zamanına kadar yapılan büstler olmadığı için arkadan görülebilir. Antik Yunan ressamı Apelles, Raphael’in otoportresindeki görüntüde, tablodaki seyirciye bakan tek figürdür. Perugino, Raffaello’nun uzun yıllar inceleyip etkilediği ve taklit ettiği hocasıdır. Plotinus , Neoplatonizm’i kuran antik filozof. Ünlü heykeltıraş Donatello’dan esinlenildiği sanılmaktadır.
Bu eseri seçmemin ve içeriğini yazmamın öncelikli amacı felsefe öğrencisi olmamdır. Felsefe ve filozoflar her dönemde sık sık yanlış anlaşılmalara açık olmuş, ancak Raffaello Atina Okulu adlı eseriyle bu durumu bozmuştur. Raffaello, düşünürleri ve yeteneği o kadar güzel bir şekilde bir araya getirdi ki, dönemin din adamlarının da desteğiyle felsefeyi tek eserde canlandırdı. Zekası ve yeteneği için Raffaello’ya çok teşekkür ederim. Felsefeye ve sanata daha çok değer verildiği günlere.


