2026
No 01

Pirates of the Caribbean

Gölgeler içinde bir deniz ve deniz içerisindeki gölge insanlar. Sarhoş ve kurnaz kaptanın parmakları eskimiş geminin güvertesinde sakince gezinirken, onun kadar sarhoş ve ahmak mürettebatı, hırsla siyah sancağı gökyüzünde dalgalandırmak için elleri parçalanmışcasına ipleri çekmektelerdi. Günlerce karaya basmamış ayaklar ıslak ahşap zemin üzerinde gezinirken, bir parça altın için yitip gitmeye hazırdılar. Burada ne soylulara ne de onların soylu parfümlerine yer vardı. Yosun kokusu denizden geminin küflü ahşap taşıyıcılarına uzanırken, yıkanmamış onlarca adamın ter içerisindeki kokusu hala hissedilir durumda idi.    

 Adamların içerisinde ip çekmekte olan “Parley” hakkını kullanmış küçük bir oğlan çocuğu dudaklarını kıpırdatarak usulca mırıldanmaya işte tam şu anda başladı. Vakti gelmişti.

The king and his men
Stole the queen from her bed
And bound her in her bones
The seas be ours
And by the powers
Where we will, we’ll roam

 Walt Disney’in görkemli yapımı Karayip Korsanları’nın (Pirates of the Caribbean) yönetmenliğini Gore Verbinski, yapımcılığını Jerry Bruckheimer ve senaryosunu ise Ted Elliott, Terry Rossio, Stuart Beattie,  Jay Wolpert üstlenmiş, birçok sinema dalında ödül alan filmin unutulmaz bestelerine hayat veren Hans Zimmer olmuştur. 2003 yapımı serinin ilk filmi Siyah İnci’nin Laneti (The Curse Of The Black Pearl) öyle büyük başarılara imza atmıştır ki ardından;  Ölü Adamın Sandığı (Dead Man’s Chest: 2006); Dünyanın Sonu  (At World’s End: 2007), Gizlemli Denizlerde (On Stranger Tides: 2011), Salazar’ın İntikamı (Dead Men Tell No Tales: 2017) filmlerine zemin hazırlamış, böylece hikaye 5 filmlik bir seride işlenmekte ve kahramanların maceraları yüksek gişe başarıları dahilinde hayata geçirilmiştir. 

 Film ana bağlamda 3 farklı hikaye üzerinden ilerler: Will Turner hikayesinin başlangıcı olan Bootstrap Bill Turner, Lanetlenmiş aksi Kaptan Hector Barbossa,  gemisiz Kaptan Jack Sparrow ve onun ölümsüzlük arzusu.

 Büyüleyici haydut korsan Kaptan Jack Sparrow’un  şeytani korsan mizahı, korkunç deniz yaratıkları ve nefes kesen kara büyü ile dolu büyük, gösterişli, kesintisiz filmin, ana teması eğlence değeri olmasına karşın, yapımda gösterilen bir başka edebi unsur da karakterizasyondur. Bu filmin ana karakterleri Will Turner (kahraman), Elizabeth Swan (kadın kahraman) ve Kaptan Jack Sparrow’dur (mizah unsuru). Jack, pardon Kaptan Jack Sparrow tüm film boyunca hemen hemen aynı kalan statik tip bir karakterdir. Will ve Elizabeth, hikayenin olay örgüsünün bir sonucu olarak büyüyen ve değişen karakterler olup bu durum sinemada Kahramanın Yolculuğu (Hero’s Journey) olarak isimlendirilmektedir.

” Biliyorsun, korsanlara karşı bu kadar karamsar bir bakış açısına sahip olduğun için korsan olma yolunda ilerliyorsun: bir adamı hapisten çıkardın, bir filo gemisine el koydun, bir korsan mürettebatıyla Tortuga’dan yelken açtın ve tamamen hazineye takıntılı.”
“Bu doğru değil! Hazine takıntım yok.”
“…Bütün hazineler altın ve gümüş değildir, dostum. “

― Jack Sparrow ve Will Turner

 Karayip Korsanları‘ndaki edebi unsurların bir başka örneği de sembollerin kullanılmasıdır. Bu film, gemilerin her birinde kullanılan bayraklardan, korsan şarkısının tekrarlayan kullanımına kadar sembollerle dolu olmasıyla birlikte yapımda kullanılan en bariz sembol Cortez’in altın parçasıdır. Bu altın sikke bir kafatası ile damgalanmış olup Cortez’in lanetini temsil eder. 

 Bahsedilen değerlerle birlikte filmin sembolize olmuş estetik bir anlatım dili, dönem olarak birçok farklı akıma ait izler barındırsa da ana bağlamda bu çerçeveyi 18. yüzyıl sanat akımları olan Barok ve Neo Klasisizm olarak sınırlandırabiliriz. Filmin ana estetik temasından bağımsız olarak bazı karakterlerin, hatta gemilerin bile kendi içerisinde farklı estetik değerler barındırdığını söyleyebiliriz.

 Orijinal adı “Wicked Wench” olan” Siyah İnci” (Black Pearl) , Korsanlık Çağı boyunca efsanevi bir statü kazanan ve yeniden vaftiz edilmeden önce hem korsanlık hem de ticaret görevi yapan yedi denizin görkemli gemisidir . Aysız bir gece kadar karanlık yelkenleri ve buna uygun şekilde boyanmış gövdesiyle Barok ve Rokoko için harika bir örnek olan “Black Pearl”, her santimiyle bir korsan gemisi olmakta ve geminin kendi içerisindeki karmaşık form anlayışı, karanlık ve gizemli havası, renk kullanımı ile Hollandalı ressam, Rembrandt Harmenszoon van Rijn’in büyülü parmaklarından çıkmışcasına etki yaratımaktadır.

 Interceptor , Kral II. George’un emrinde hizmet veren İngiliz Kraliyet Donanması Kaptanı James Norrington’ın komutası altında yeni nesil bir gemidir. Birçok İngiliz onun Karayipler’deki en hızlı olduğuna inanmakta, ancak bu görüş yalnızca Siyah İnci’yi hiç duymamış veya ona inanmamış olanlar tarafından desteklenmektedir . Temiz ve yenilikçi görüntüsü, parlak ahşap üzerindeki altın sarısı ince işlemeleri, passız zincirleri, güçlü motoru ve kraliyet bayrağı ile 18. Yüzyıl İngiltere tasvirini oluşturarak, Thomas Gainsborough eseri gibi ışıldamaktadır.

 Efsanelere ve irfanlara göre “Uçan Hollandalı” (Flying Dutchman) , denizde ölen ruhları bir sonraki dünyaya taşıma görevini veren aşkı, deniz tanrıçası Calypso tarafından Davy Jones’a verilmiş olan büyülü bir gemidir . Bu geminin hayaletlerle ve kara büyü ile dolu olmasına karşın çok derin bir alt hikayeye sahip bir Kaptan tarafından yönetilmektedir.  Büyük kütlesel yapısı, çok katlı heybetli görüntüsü, parçalanmış kirli yelkenleri,  çürüyüp yosun kaplamış ahşap gövdesi tümüyle sanat anlayışı olarak, barındırdığı hikaye sebebiyle Romantizm etkileri oldukça net görülmekte, Johannes Vermeer fısıltıları duyulmaktadır.

  ” Sessiz, hanımefendi! Lanetli korsanlar bu sularda yüzüyor. Şimdi onları üzerimize yıkmak istemezsiniz, değil mi?

― Joshamee Gibbs’ten Elizabeth Swann’a

 Serinin ilk üç filmi oldukça güçlü senaryosu, farklı mizah anlayışı, usta klişe kullanımı ve başarılı oyuncularıyla efsanevi olarak nitelendirilmektedir. Filmler farklı hikayeleri, aynı evrende birbirinin devamı niteliğinde işlenmekte ve bütün tamamiyle korunmaktadır. İlk üç filmin başarısına karşın dördüncü ve beşinci filmlerde bu durum tamamiyle göz ardı edilmekte ve serinin kendi içerisindeki kuralları yalanlamaktadır. Eğer fantastik bir evren yaratılarak oluşturulan bir seriden bahsediliyorsa ve devam filmleri serinin başlangıç hikayesiyle çelişiyorsa acemi bir yapım olarak nitelendirilmekte, yönetmen farklı bariz bir biçimde hissedilmektedir. 

 Deniz birden köpürmeye başladı, inci korkunç sesler çıkararak homurdanıyordu. Her tahta her delik çatırdayarak ritim tutuyordu. Çocuğun korkak dudaklarından çıkan zayıf ve ürkek şarkıyı duyan tüm gemi mürettebatı, ölülerle birlikte  puslu sesleri ile hep bir ağızdan eşlik etmeye başlamışlardı. Artık geç, lanet çoktan fanilerin ölümsüz ruhlarına işlemiş, çürümüş zihinlerine bedenlerini de çürüterek eklemeye kararlıydı. 

Yo, ho, all together
Hoist the colours high
Heave ho, thieves and beggars
Never shall we die!

― Hoist The Colours by Gore Verbinski, Hans Zimmer

 Artık geç, lanet çoktan fanilerin ölümsüz ruhlarına işlemiş, çürümüş zihinlerine bedenlerini de çürüterek eklemeye kararlıydı.

Yazı: Elif Saç
Grafik: Müberra Akça

Eser Galerisi

Çıkış yapmak istediğinize emin misiniz?

bildirimler.