2026
No 08

Ölüm Çiçekleri

‘‘Mavi kelebekler, Lavinia (ölüm) çiçeklerine konardı değil mi? Belki de ruhu donanı hissettiklerindendi narin çırpınışları. Kısacık ömürlerini ömrü solana adamak ne garip bir seçimdi! Peki ya ölüm çiçekleri… Onlar varlığın habercisiydi. Görünmez olanın ‘Ben buradayım.’ Deme şekliydi. Yazık ki her ikisi de fedakarlığın timsaliydi.’’ Yazmaya kaldığım yerden devam ettim: 

‘‘Rüzgâr bedenine sarıldığında ürperdi. Alışmamıştı omuzları sarmalanmaya, yabancılık çekiyordu. Fırtınanın fısıltısına kulak verdi genç çocuk: ‘Kelebeğin kanadını kır, tut bir ucundan bırakma. Düşeceğini sansın, canı yansın ama nefes alsın.’ Yürümeye başladı. 

Sevginin sonsuzluğu hayretlik uyandırıcıydı genç kız için. Hissini dokundurduğu her şeyin üzerine konuyor ve kanatları altına alıp yoluna öyle devam ediyordu. Henüz farkında değildi fakat çok yük almıştı narin bedenine, yakında taşımakta güçlük çekecekti. Enerjisinin solduğunu hissetmeden sekerek ilerlemeye devam etti.

Çiçekli elbisesinden anımsadı kızı genç çocuk. Yalnızlığına arkadaş bir ruh görmüştü ya unutmazdı asla. Etrafındakiler ışıldasın diye kendi ampulünü söndürmüş bir bedendi o. Karanlıkta kendisini görecek miydi merak ediyordu. Yanından öylece geçip gitmesini ise hiç istemiyordu. 

Adımları yavaşlamaya başlamıştı genç kızın. Omuzları artık daha aşağıdaydı. Kamburu çıkmış, boyu ufalmıştı. Yine de gülüşü solmamıştı. Yüklerinden güç aldığının o da farkındaydı. Eziliyor oluşunu hiçbir zaman umursamamıştı ama maalesef fırtınanın esiri olmaktan kurtulamamıştı.

İstediği mi oluyordu emin olamamıştı genç çocuk. Zira gitmemesinden kastı gidemeyecek olması değildi. Yavaşça eğilip genç kızın titreyen bedenini kollarının arasına aldı. Belli ki gözlerini açık tutmakta güçlük çekiyor fakat inatla gülümsemekten vazgeçmiyordu. Genç kız yarısına perde inmiş irislerinden gördüğü tanıdık yüzü de seviyordu, gülümsemesi bundandı. Kızın başı aşağı düştüğünde yüreğine hüzün çöktü genç çocuğun. Yalnız kalmak kaderine yazılmıştı belki de. Yanındaki ışıklar ya sönüyor ya da onunkini söndürüyordu. Birlikte yansalar olmaz mıydı?

Rüyasında mavi bir odada oturuyordu genç kız. Çıkabileceği bir kapı ya da pencere yoktu. Bağırsa sesini duymayacaklarından endişeliydi, denedi fakat karşıdan hiç ses gelmedi. Mavi huzur demek değil miydi? Bu oda fazlasıyla tehlike kokuyordu. Omuzlarına çevirdi başını. Çok yük doldurmuştu ya geldiği yere kadarki süreçte. Nereye kaybolmuşlardı? Uzaktan rüzgârın uğultusunu duydu genç kız. Ona yüklerinin sesini getirmişti. Hepsi bu duvarların ardındaydı fakat hiçbiri yıkmaya çalışmamıştı. Demek ki sonsuza kadar kamburuyla bu odada yalnız kalacaktı.

Genç çocuk rüzgârın sözlerini zihninde tekrarlamaya başladı. ‘Kelebeğin kanadını kır, tut bir ucundan bırakma. Düşeceğini sansın, canı yansın ama nefes alsın.’ Rüzgâra hak vermiyordu. Onunla olan ona muhtaç kalmamalıydı, tercih yapmalıydı. Sevilmenin nasıl bir şey olduğunu deneyimlememiş olsa da sevmenin ne olduğunu çok iyi biliyordu. Kız yanındaydı fakat bu bir tercih değildi. ‘Solacak bir ruh daha’ diye düşündü. Ölüm çiçekleri gibi sessiz bir bedene daha yankı olacaktı. Olabildiğince sıkı sarıldı kollarındaki bedene. Kavuşan iki beden için döktü gözyaşlarını. 

Kendisini saran tanıdık kokuya tutundu genç kız. Yalnız değilmiş. Hiç hali olmasa da dudakları son kez aralandı. Verdiği değerin karşılığını gördüğü ruha dokunmak zorundaydı gitmeden. Üstelik karşısındaki gencin buna ihtiyaç duyduğunun farkındaydı. Son görevini yapıp kalplerini mühürleyecek ve öyle kapatacaktı gözlerini. Kalan nefesiyle: ‘Seni şimdi, öncekinden çok daha büyük bir çaresizlikle seviyorum ve sonsuzlukta, seni bundan da fazla seviyor olacağım.’ Kendisine çevrilen irislere gülen gözleriyle son kez bakıp derin bir uykuya daldı genç kız.’’

Son kelimenin üzerinde çok durmuştu kalemim, mürekkep her yere dağıldı ama o sayfa çoktan kapanmıştı. Kelebek düştü, canı yandı ama nefes almadı.

Fırtınanın fısıltısına kulak verdi genç çocuk: ‘Kelebeğin kanadını kır, tut bir ucundan bırakma. Düşeceğini sansın, canı yansın ama nefes alsın.’

Yazı: Berrin Yazgı
Çizim: Evgheni Batu

Eser Galerisi

Çıkış yapmak istediğinize emin misiniz?

bildirimler.