Ziyaretçi: Burada birçok kadınının fotoğrafını gördüm fakat dikkatimi çeken fotoğraf serisi sadece sizinki oldu. Bunun nedeni fotoğraflarınızda soyutluktan ziyade somutluk olması. Ne anlatmaya çalışıyorsunuz bize?
Fotoğrafçı: Bu fotoğraf serisinde toplumda özellikle kendi hemcinsleri tarafından baskılanan, eleştirilen kadınları konu edindim. Her zaman üzerimizde hissettiğimiz o gözler, bazen kendi gözlerimiz bile olabiliyor. Kıyafetimizden, makyajımızdan dolayı kendimizi bazı kalıplara sokup üzerimizde baskı kurabiliyoruz. Kendi üzerimizde kurduğumuz bu baskıya değinmek için de otoportre bir seri çalıştım.
Ziyaretçi: İlk fotoğrafta dev bir kadın, küçük bir beyaz yakalı kadına bakıyor. Ama onu ezmiyor. Aslında ezebilir de. Bu fotoğrafı ilk gördüğümde şöyle yorumladım. Küçük olan kadın rahat çünkü beyaz yakalı. Bu demek ki iyi bir işi var, rahat hareket edebiliyor. Ama dev kadın fotoğrafın içinde sıkışmış. Olmak istediği aslında o küçük beyaz yakalı kadın.
Fotoğrafçı: Dev kadın küçük kadını ezebilir dediniz. Evet, dev kadın güçlü bir konumda ve küçük kadını ezebilecek güce sahip. Bu fotoğrafta anlatmak istediğim mesele tam da bu. İş ortamlarında kadınların gördüğü mobbing. O dev kadın küçük kadın olmak istemiyor. Dev kadın küçük kadının yöneticisi ya da patronu diyebiliriz. Ona üstten bakıyor. Çoğu insan gibi ben de iş hayatımda mobbing’e maruz kaldım. Fotoğrafımda da bunu anlatmak istedim.
Ziyaretçi: İlk fotoğrafınız çok zengin bir anlatıma sahip. Bu kadar derin olduğunu fark etmemiştim. Şiir gibi, kısa ve öz. Peki bu ikinci fotoğrafın hikayesi nedir? Konsept aynı sanki. Yine büyük kadın ve küçük kadın var. Küçük kadının elinde neden köpek var acaba?
Fotoğrafçı: Köpekler, evlerimizde bakabileceğimiz hayvanlardır; tıpkı çocuklarımız gibi. Bir hayvana bakmak da büyük bir sorumluluk ister. Çocuğa bakma görevi genelde anneye verilir. Diyelim anne bir yandan çalışıyor bir yandan çocuğuna bakıyor. Bir oraya bir buraya koşuşturuyor. Fakat yine de hiçbir şeye yetemediğini hissediyor. Çünkü o gözler yine orada. Eleştirir gözlerle onu seyretmeye, yargılamaya devam ediyorlar.
Ziyaretçi: İki fotoğrafta da aynı büyük kadın var. Sanki bu fotoğrafların bir kurgu dünyası var ve o kadın da o dünyanın bir parçası. Bir gözlemci gibi.
Fotoğrafçı: Öyle denilebilir, evet.
Ziyaretçi: Üçüncü fotoğrafta bir kadının topuklar altında ezildiğini göstermişsiniz. Bu kadınların birbirine zarar vermesiyle mi ilgili? Bazı kadınlar birlik olabilirken bazıları birbirine düşman olabiliyor. Bu egodan olabilir, hatta üzücü bir şekilde erkekler tarafından da olabilir.
Fotoğrafçı: Kadınların bu sistemde ezilmesinin sebebi ataerkil bir sistem içinde yaşaması. Bu fotoğraf acı verici çünkü bazı kadınlar ataerkil sisteme destek veriyor. Farkında olmadan yapıyor olabilirler fakat bunun farkına varmazlarsa ataerkil sistem hep devam edecek. Bir eleştirmen arkadaşım bana ‘’Bence topuk uçları fallik objeler gibi.’’ demişti. Ataerkil sistem eleştirisi bu fotoğrafta gözler önünde. Fotoğrafçılık, göstermeye dayalı bir sanat. Dolayısıyla bu fotoğrafa bakan ziyaretçilerin dikkatli olmasını, bir nevi fotoğrafı izlemesini istiyorum.
Ziyaretçi: Son fotoğraf da görsel açıdan üçüncüye benziyor. Sanki ikiye ayırmışsınız seriyi.
Fotoğrafçı: Tahmin edeyim. Parmaklar fallik objeleri çağrıştırıyor size.
Ziyaretçi: Evet, kesinlikle öyle. Kadın makyaj yapmış. Günümüzde kadınların dış görünüşüne karışan insanları eleştiriyorsunuz.
Fotoğrafçı: Evet. Maalesef öyle bir dünyada yaşıyoruz ki biz kadınlara makyaj yapıyoruz diye kötü lakaplar takan, hakaretler eden bir dolu hadsiz insan var.
Ziyaretçi: Bence etkili bir son olmuş fotoğraf seriniz için. Kadının gözlerine baktığımda onla çok rahat bir şekilde bağ kurabiliyorum. Işığı da ona göre ayarlamışsınız. Yüzü çok belirgin.
Fotoğrafçı: Haklısınız. Bence de fotoğraf serisinde en kolay bağ kurabileceğiniz fotoğrafım bu. Arkadaki perdeyle ilgili bir detay dikkatinizi çekti mi?
Ziyaretçi: Evet, perdenin üstünde iki dik çubuk var gibi. Zindan, hapishane izlenimini veriyor.
Fotoğrafçı: Bu fotoğraf serisinde vermek istediğim en önemli hislerden biri; sıkışmışlık. Kadınların toplum tarafından gördüğü baskı onları sıkıştırıyor. Fotoğrafta bir nesneyi kadrajın içine yerleştiriyorsunuz. Fotoğraf, bu hissiyatı veren en ideal sanat. Sinema ve çizgi romanda hareket var. Fotoğraflarda ise yok. Bu yüzden fotoğraftaki sıkışmışlık hissi daha gerçekçi geliyor bana.
Ziyaretçi: Kesinlikle katılıyorum. Fotoğraf sergilerini bu yüzden çok seviyorum. Sizinle sohbet etmek çok keyifliydi. Çok teşekkür ederim. Kendinize iyi bakın.
Fotoğrafçı: Asıl ben teşekkür ederim. İyi ki geldiniz.



