Merhaba bugün.Düz yürüyor görünen sendeleyişim, en iyi sakladığım zamanım. Bastırdıkça
ağır gelen bir hissi söküp atamamak için ilk defa elimdeki her şeyi denemiş ve umutsuzluğu
kabullenmiş olmak.Bu yenilginin yüzüne bakamayan ısrarlı hırs. Hayata tutunan, hayat dolu
olmaya takıntılı bir maskenin geçmiş travmalarımdaki düşmüşlüğümü sileceğini, kafamı en
dik tutacağını düşündüğüm gurur. İlk değil. Her seferinde ilk defa gibi vuruşu. Yeniden
denemenin hatırlandığından bahseden unutuşum ve kanıta gerek duymayan yıpranmışlık.
Yapış yapış bir çözümsüzlüğe sil baştan kendini yaratarak ulaşamayacağıma bakmayan
tekrarlar ve ısrarlar. Daha donanımlı bir makine ve daha ruhsuz bir et parçasına benzemeye
adanmış olmaya sarılmış hayatım. Ne hissettiğimi yutamamak ve tüm çabamın beni
yaralayan bir yanılgı olmasını kabullenmeye başlamak. Merhaba, kendime olan inancımın
beni getirdiği verimsiz huzur. Merhaba, ilmek ilmek işlediğim tedavimin eksik parçalarını
kayıp hissetmek. Merhaba, büyümek ve artık çığlık atarak ağlamanın getirmeyeceği yardım.
Güçlü olmanın getirdiği donukluk ve güçsüzlüğün korkusunun anlamsızlaşacak kadar iyiden
iyiye kendini hissettiriyor olması. Yarattığım insanının daha katı ve soylu olmasını başarmak
dışarıdan ama içeriden eriyen bir ucubeye döndürmek kuvvetimi. Yorgunluğumun farkına
varmamak için koyduğum hedefler, oyalanmak için giydiğim ilişkiler, adım atacak kadar
mecal bırakmayan tüm isteklerimi yakmış olmanın getirdiği hevessizlik kazanımı. Kim
olduğuma tamamen sarılmak korkumla, kendim olamazsam tasamın terazide eşit gelmesi.
Kendim için oyduğum tüm taşların beni korkutan silüetlerle saldırışı. Özgürlük zannedip
yalnızlık uçurumundan yere çakılamamak. Hislerim varken etkisi olan insanlara aldanmanın
kızgınlığını hisseden geçmiş yıllarım ve bir büyümek kalıbının farkettirdiği normal olduğunu
söyleyerek affetmeye koşturan şimdim. Zamanlar arasında sıkışmış bir huzur aramak
takıntısı ve huzuru bulacağından korkan kaybetmek paranoyası. Hiçbir şeyi benimsememek
alışkanlığının bırakmadığı duygularım ve dönüştüğümden hoşnut olmadan bir şeylere
alışmak için feda edebileceğim şeyleri gören öldürdüğüm bu his. Hissetmek zarar vermesin
diye sevgime yalvararak, çabalayarak kesip attığım yanımın, yarattığım maskenin hissiz
kalmayı kusmak istemesi, yarattığım şeyi beğenmeyerek. Tek çare sandığım bu kendimi
dışlamanın içinde bayılıp kalmak ve gerçeğimi o baygınlığın doğurduğu rüyalarla
değiştirmek. Gerçek bir etkileşim yaşamamak dış dünyayla. Artık tadını alamamak insan
olmanın, yabancılaşmak için harcadığın zamanının yeniden insana dönmek için yeterli
olmamasına bakmak.
17 yaşımdan beri yazıyorum. 25 yaşındayım. Ertelediğim büyümenin korkusu, ayaklarımın
üzerinde durabilmek için yaptıklarımın beni sakat bırakışı, bir el bulma umuduyla
çırpınmamak için hiçbir denizi sevmemek, bir mucize bekleme şansını bir çare olmadığıyla
değiştirerek çözümsüz kalmak, kendi başına halledebilmek için halledemeyecek kadar
güçten düşmek, dalgınlıkla savrulan senelerimin devamlılık arzedeceğiyle bakışmak,
yarattığı Frankenstein’ı beğenmeyerek kaçan bir Frankenstein olduğumu zannederek kendi
yanlışıma odaklanmayı doğurmak her karakterde kusurlu olana bürünerek, sevgisiz
bıraktığım için canavar haline getirmek kendimi, tek düşmanı kendim olduğumu bildiğim
sorumluluğunu alıp onu iyileştirecek merhemimi yok etmek kalbimde. Kaybolmak
amaçlarımın sonucundaki kutlamayı duyamayacak bir sessizlik olduğum için. Varış noktamın
aydınlığına sevinemeyecek kadar kör ettiğim gözlerimin sersemlemiş halde yönünü ffcgn
bulamayışına ağıt yakmak, ayaklarımı zorlamak kendimi hareketsiz bıraktığım bu yanlıştan
nereden çıkıldığını bulmaları için. Zaptetmeye çalışırken ayarını kaçırdığım kendimin yıllardır
kendime sunmaya çalıştığım armağan olmasının hayalkırıklığı. Kontrolü ele alabilmek için
verdiğim emeklerim karşılığını bulduğunda o gücü ayarsız bir açlıkla ruhumu soyutlamak için
tüketmek. Arada kalmak bu gece burada ve yarının güzelliğinden bihaber olacak bir algıdan
oluşmak yıllar sonra. Biraz nefes alabildiğinde hızlı şekilde onarılacağım çaresinde burun
deliklerimi tıkamadığımı umduğum için soluksuz kalmak bu iyileşme muhtaçlığında.
Kırıntılarıma muhtaç kaldığım bir varoluşa vardım ayarını kaçırdığımda. Derinlerde
bulabilirim diyorum şimdi aradığımda. Bir çare aramaya, muhtaçlığa, yardıma, güven
duymaya, aidiyete fazla saldırdım çok bunaldığımda. Bir miktar barındırmam gereken her
şeyi yok etmişim hayatımda. Bedenime sıkışmış bir ölü yarattığımda, mutlak iyinin acıya
soykırımdan geçmediğine vardığımda, ne acı ne iyi hisseden bir bulamaca benziyorum.
Biliyorum. Çok kahrını çektiğim terbiye edilememişliğimin sebebi nerede duracağımı
bilemediğimden artık tapıyor bana. Terbiye etmek yerine sahip oldum buna. Durmayı
unutmamdan, harekete koşullanmaktan, zevk alamamaktan, bunların var olduğunu
anımsayamamaktan dolayı empati yoksunluğu yaşıyorum insanlarla. Yarın… İnandığımı
kendime duyuramadığım ama bir yerlerden seslendiğimi düşünerek tutunacağım hayata.
Varamayacağımı zannederek yola çıkacağım. Hissetmeden tutunacağım normal olmaya
ihtiyacım olduğuna. Yokun içinde göremediğim bir beni hapsettiğime inanacağım.
Yukarıdakiler mutlak gerçeğim gibi dursa da saklandığım yerden çıkaracağım bir ben bulup,
yanılmışlık için yaşayacağım. İnançlarımı bulamayacağım. Bulacağıma inanmayacağım.
Ama ruhların yok edilemez olduğunu anlayana kadar hissetmeye çalışacağım. Ebru’yu, iyisi
ve kötüsü ile bir tasarı halinde yeniden yaratmanın yanlış olduğunu anlamak için bunları
yaptığımın özrünü dileceğim bir yerde duyacağım.