Ev neresidir, nerededir? İnsanlar üzerine konuşur, birkaç tanım yapar. Kimilerine göre ev içinde yaşadığın yerdir, bazılarına göre ise doğduğun yer, kimilerine göre ev sensindir bir başkasına göre ise bulunmayı sevdiğin yer. Benim için ev bay Ü’nün olduğu yerdi çocukken. Bay Ü kimdir? Bay Ü benim çocukluk ayımdır. Koca bir kız olduğumda bile Ü’yü gittiğim her yere taşırdım. Onun yanımda valizimin bir kenarında olması, bir raftan bana bakması beni evimde hissettirirdi. Ev onun olduğu yerdi. Kendine özgü bir kokusu vardı. Yıkansa da geçmezdi. O bana küçük bir kızı hatırlatırdı. Gözleri merakla bakan, karşısına çıkan her şeyi okuyan, hayalperest, biraz inatçı, yüreği sevgi dolu küçük bir kızı. Türlü türlü oyunlarıma ortak olurdu bay Ü. Ben mi onun peşini bırakmazdım yoksa o mu benim bilmiyorum ama büyüdük, büyüdük ve yine bırakmadık birbirimizin peşini. İnsanlar çoğu zaman güler, onu neden yanımda taşıdığımı, onun bana neden huzur verdiğini anlamazlardı bile. Oysa insan evinde huzurlu hissetmez mi? Bunda şaşılacak, gülünecek ne var ?
Bay Ü’nün gözleri derin bakar, boncuk boncuk. Bir karıştan biraz büyük. Yaşlanıp eskimeden önce tüyleri güzel gözükürdü, ama şimdi yaşlı bir adam gibi saçları dökülmüş. Bahçıvan pantolon giyiyor, mavi, eski ve biraz yırtılmış. Bizleri yıpratan zaman onu da biraz yıpratmış. Biraz da hayal kırıklığına uğramış, çünkü şahit bay Ü. Her şeye şahit. Hayallerime, küçük oyunlarıma, büyümeme, yaptığım hatalara, bazı küçük başarılara, ev arayışıma, evsiz kalışlarıma… Sevgili Ü bir karışlık cüssesiyle beni hep izledi, dinledi, belki de korudu. Hiç sabah olmayacak sandığım, koca bir kız olmama rağmen küçücük kaldığım günlerde sabahı onunla ettim. Sessizdi tabii dili yok ki konuşsun. Ancak konuşabilse en çok onun bana ne diyeceğini merak ederim. Bir kerecik konuşsaydı eğer onu dinlerdim, o beni tanırdı. Küçük kızının büyüyüşüne tanıklık etmiş, kimsenin bilmediği düşüşlerini görmüştü, tekrar tekrar ayağa kalkışlarına şahit olmuştu. Bütün yaralarımı bilir o, her birini elleriyle gösterebilirdi. Eğer elleri olsaydı… Ancak o bir karışlık cüssesi, yaşlanmış ve yıpranmış tüyleri, parmaksız elleri ile ne yapabilirdi ki ? Sadece şaşkın bakışlarıyla izlemekle yetinebildi.
Sanırım en çok bay Ü’yü hayal kırıklığına uğrattım. Eminim küçük kızı için çok daha güzel umutları vardı. Bir ayıcığın düşünceleri, hayalleri olamaz belki ama onun da bir zamanlar ruhu vardı. Gözlerine baktığımda bir şey söylemek istediğini düşünürdüm. Hatta konuştururdum onu çocuk sesimle. Belki de benimle konuşmasını çok istediğimdendi. Hep içten içe merak ederdim nereden geldiğini. Çünkü o kendimi bildim bileli vardı. Bir başkasına mı aitti bir zamanlar ? Kim yapmıştı onu ? Nereden gelmişti, nereliydi, hep benimle kalacak mıydı, yoksa bir gün gidecek miydi? Benim henüz merakla baktığım, küçücük kalbimle kendime kocaman güvendiğim, kendimi sevdiğim zamanlar, küçük bir kız olduğum zamanlar, onu yanımdan hiç ayırmadığım zamanlar, Bay Ü’nün bir ruhu olduğuna emindim.
İşte o zamanlar Bay Ü’nün de bir evi vardı. Bir ruhu olanın, evi de olacaktır elbet. Sonra kaybetti onu benim yüzümden, ben kendimi, ruhumu kaybedince o da kayboldu benimle,evini de kaybetti. Daha sonra, ben tekrar kendimi bulana kadar, eve varmak üzere, yola çıktı. Evimizi bulmak için, evimize varmak için, ben gelene kadar orayı sıcacık tutmak için… Uzun, upuzun bir yol gitti Ü, 24 yıllık, ama asırlar gibi gelen. Ve tamamladı yolunu. Artık Bay Ü’nün bir evi var ve tekrar bir ruhu.
Ev kimilerine göre aranıp bulunur, kimilerine göre inşa edilir. Bana ise bay Ü nün olduğu yer evimde hissettirir. Belki onunla büyüdüğümden, belki şahit olduğundan, bilmem. Şimdi benimle değil bay Ü, bir başka evde. O çoktan evine ulaştı ve beni bekliyor. Şimdi bir başkasını koruyor, bir başkasının hayallerine, düşüşlerine, tekrar tekrar kalkışlarına şahit oluyor. Yaşlı Ü, orada beni bekliyor. Zaman bizleri yıpratmaya devam ederken, o çoktan huzuru buldu, belki de eskimeyecek artık. Bir gün hep birlikte olduğumuzda boncuk boncuk gözlerinin gururla baktığını göreceğim, eve varmış olacağım, küçük kızı büyümüş olacak. O zamana kadar beni evimizde bekleyecek. Eve varana kadar, ona tekrar kavuşana kadar o evimizi korumaya devam edecek, kollayacak ve çok yakında bana hoş geldin diyecek. Tekrar, tekrar ve tekrar… Kendimi kaybedişlerime, sonra tekrar buluşlarıma tanıklık edecek.
Biliyorum, o çoktan buldu evimizi, şimdi korusun onu ikimiz için, ben eve varıncaya dek.
