Alelade bir kolu kesilerek
Boğulabilirdi bir nehir,
Geceler soğukken
Ne güzeldir bir su yatağının durgunluğu,
Ardından okşamak kayaları yıldızlı bir yardan süzülürken
Geceler, soğukken
Ezelden bilinir
Tüm bunların bilinmezliği
Soğuk gecelerin
Ve bozuk bakireliği sulak bahçelerin
Nahoş adında hep bilinir, dokunulmuş ezelin
Uyumanın tek bir adı vardı
Uyumamanın çok
Yaşamanın adı çok
İnfazınsa adı, yok
Canhıraşlığı canhıraşça sökmenin adının şefkat olduğu
Bilinir oldu şimdi;
Beni bana bırakmayanın adının
Fanilik olduğu, insan,
Ölmeden kendini öldürebilen tek hayvan olduğundan
Çokça kez bilinir kılındı yaşamca
Her ne ise, kendi infazını, adsız kılan!
Karanlığın adı
Sağır bir adam
Ne seslendiyse o
Kör bir kadın ne görüyorsa
Aydınlıktır adı
-Karanlıkta-
Onca şiire rağmen
Halen okunaksız ömrüm
Oysaki benim de bir “Ad”ım,
Bu ömrü tekeline alan bir adım var
Sızı yaraya ne kadar aitse
Öyle bir ad var gözlerimde
Sözlerimin adı ne kadar sesim ise
“Ad”ımdır bana seslenilen
Lakin ne kutludur ki
Gördüklerimi gözlerimden
Ve sesimi sözlerimden,
Ayıran infazın, bir adı
-Yok-
Ağına takıldım boğduğum balıkların
Bağrıma bastım tuzağımı, alelacele
Bu kalp değil miydi, denizkızlarına,
İnanmakla kalmayıp sevdalanan
Bu kalp değil miydi
Kan hakkına güvenerek cesaret veren,
İnfazın keskin parlaklığına
Koyuluğun günüdür bugün
Gerdanına yılanlar üşüşen,
Doyumsuz bir koyuluğun
“Ad”ım değil midir?
Bağrımda adı konan infaz çiçeğine
Toprağıyla yuva olan
İnfaz çiçeği ki;
Kalbimi
Kırmızı
Kırmızı
Kırmızı
-Solduran-


