2026
No 08

Sen de Hatırla Benimle

Sevgili okur;

Bir mektuba hala böyle mi başlanıyor bilmiyorum. Mektup çağında değiliz. Ancak elimden geleni yapıyorum. Bu yazım diğerlerinden biraz farklı çünkü bu kez seninle doğrudan konuşmak istedim. Biraz kafam karışık. Editörüm mavi temalı bir yazı yazmamı istedi ve mavi renginin en sevdiğim renk olduğunu söyleyemem. Açıkçası bir tema üzerine yazmaya da alışkın değilim. Ben sadece bir şeyler hissettiğinde yazabilen tiplerdenim. Bu ay biraz monoton geçti, bir şey hissetmeye pek vakit bulamadım içimde. Bu yüzden de düşünmeye başladım bir otobüste. Maviyi, denizi, gökyüzünü ve soğuğu  düşünüyor, bunlarla ne yazabilirim ki diyordum kendi kendime. Sonra bir bağırış koptu,16-17 yaşlarında bir çocuk otobüse biletsiz binmiş. Otobüsten indirilirken biraz utanmış, utançla ve gençliğinin toyluğuyla küfürler etmiş muavine. Karşılığında da bir ton sopa yemiş. Tek başınaymış. O ağlarken teyzeler de vahlıyordu otobüsten çocuğa. O anda anımsadım mavinin bana anlattıklarını. Unutmuştum çoktandır. Aslında her insanın vardır bir amacı, varacağı bir yeri ve yürüyecek bir istikameti. İnsanlar yola çıkarlar ve yola devam ederken bir yerlerde unuturlar bunları. Geri dönüp almaya vakit olmaz ve hissettirdiklerini anımsamakla yetinirler. Sonra büyüdükçe zayıflar bu his, insan unutmaya başlar. Bana da öyle olmuştu. Maviyi unutmuştum kendi hayatım için çabalarken. İş bulacağım mezun oldum yalnızım diye ağlarken varacağım yeri unutmuş, kaybolmuştum. 

Oysa mavi bir amaçtı bir zamanlar. Henüz lise sona giderken bana ilham olan bazı öğretmenlerim bana ve arkadaşlarıma güzel bir amaç vermişti. Dünyayı maviye boyamak… Buydu amacımız. Bu mavi gezegen, adı gibi mavi değildir genelde. İçimizdeki karanlık kapatmıştır maviliği çoktan biz ise onu tekrar maviye boyamanın hayalini kurardık. Ben ve arkadaşlarım henüz toyduk. Siyahın içine ne kadar mavi renk katarsak katalım rengin maviye dönmeyeceğinin farkında değildik. Zaten ışıklar kapalıysa ne renk olduğunun ne önemi var ki, hep karanlık görünür. Ama biz yine de yeterince kalabalık olursak rengin maviye döneceğine, bir ışık yakabileceğimize emindik. İhtiyacı olan bazı küçük çocuklara bot göndermiş, onların bize gelen gülümseyen fotoğrafları ile mutlu olmuştuk. İşte böyle başlamıştı dünyayı maviye boyama takımı. Her genç gibi dünyayı değiştirebileceğimize inanmış ve bu amaca bir isim koymuştuk. Dünyayı maviye boyamak. Peki nerede kaybettik umutlarımızı. E tabi sonrasını tahmin etmek zor değil okurum. Tabii ki ayrıldık, farklı yollara dağıldık ve kendi yolumuzda kendimizi kaybettik biz de diğerleri gibi. Birimiz avukat oldu, birimiz mimar, diğerimizin ne olduğunu inan ben bilmiyorum bile. Maviyi bırakıp karanlığın yolcuları olduk. Asıl sevgiyi unutup sahte sevgilerin mutlulukların peşinde koştuk. Artık dert ettiğimiz şey sadece muhteşem hayallerimizi gerçekleştirmeden ölüp unutulmak oldu. Hepimiz unutulmaz olmak istedik. Kitaplarda yaşayalım, adımızı yazalım istedik dünyanın bir yerlerine. Büyük şeyler başaralım büyük insanlar olalım istedik. Çok iyi bir mimar ya da çok iyi bir avukat olmanın bunu bize sağlayacağını sandık. Bu yüzden unuttuk kalplere yazılmayı. Hırstan kararttık elimizdeki boyayı. Oysa küçük bir kız pembe bir bot gördüğünde hep anımsayacaktı bizi, çoktan yazılmıştı adımız. Şimdi parası olmadığı için sopa yiyen bu çocuğun utanç dolu gözlerinde yeniden anımsamak maviyi, benim ağlayan bu çocuktan daha da çok utanmama sebep oldu, onunla birlikte utanç içinde ağladım. İçinde yaşadığım dünyadan utandım, amaç   sandığım bir yolda yürümekten utandım, bir zamanlar olmayı istediğim kişiden utandım, en çok da kalbi karanlık bir şoförün otobüsünde yola devam etmekten utandım. 

Şimdi hepimiz, bütün insanlar hatta belki de sen bile okurum, karanlık yolun şoförüyle bir otobüse binmiş gidiyoruz yollarımızda hızla. Rötar yaptığımız istikamete acele ediyoruz geride olanı unutarak. Ama inip bir şeyleri değiştirmenin zamanı çoktan gelmedi mi sence de? Unuttuğumuz hisleri anımsamanın, içimizdeki bu utancı çok geç olmadan küçültmenin ve bir umutla mavi küçük boya damlalarıyla kendi ayak izimizi oluşturmanın zamanıdır belki. Kendi yaydığımız cılız bir ışıkla görünür yaparız belki tekrar maviyi. Bir daha unutmamak üzere… Üzgünüm çocuk paran olmadığı için utanmana biz karanlığın yolcuları sebep olduk, çünkü unuttuk, ama sen unutma. Bir teyze keşke bütün yolcular inseydik otobüsten dedi otobüs yolda giderken. Hala çok geç değilse eğer, inelim mi teyze? Sen de hatırladın mı maviyi?

Lütfen hatırla
Çok çok sevgilerle
Havva

Şimdi hepimiz, bütün insanlar hatta belki de sen bile okurum, karanlık yolun şoförüyle bir otobüse binmiş gidiyoruz yollarımızda hızla. Rötar yaptığımız istikamete acele ediyoruz geride olanı unutarak. Ama inip bir şeyleri değiştirmenin zamanı çoktan gelmedi mi sence de?

Yazı: Havvanur Özgür
Grafik: İlayda Emirce

Eser Galerisi

Çıkış yapmak istediğinize emin misiniz?

bildirimler.