I
bildiğimiz en yüksek tepelerden
parmak uçlarında geçtiğin
o gizli bütün bilinmeyenlerle;
kilitli kapılarının, tel tokaların dişlerine borçlu olduğunu
bir cenaze merasiminde usulca gülerken öğrendim
mitolojik bir sarsıntının deri değiştirmesiydi
mekatronik yığılmaların
ve endüstriyel sığınmalar.
bir sanayi devrimi gibi patlayacak olan bu sesleniş
seni bombardımanıma kurban edeceğim gecelerime davet
ölme
bilmediğimiz bütün yaraları yanlış tedavi etmekten.
parmak izlerin bu büyük anıtın alnına damga
ve peşinde yıllardır koşan bir yangın eri
düzelir mi dedin ellerimizin ansızın s.o.s veren yamukluğu?
yüzüm saf ve hain
füze at sırtımın kamburluğundan.
II
benim ancak seslerle ve sadeliklerle anlamlandığım
krallık varisi kurusıkı bir arşidük niteliğinde,
güzelliklere illüzyon denildiğinden beri
çökeliyor içimde derin bir azınlık.
estetik kaygısı çoğalmakta gözlerimde, görmekten alıkonulduğum tuhaf yalanlarla.
ve belki de kuzey-güney iki ayrı tabanca gibi gürültülü bir yön verme yanılgısında değildir,
kutupları ararken beynimden vurulmuşa döndüm.
bilincim yalnızca tanrılarda açıkken
kendi kendime sızlanmaktan başka
yuhalıyorum meydanda asılı gençliğimi.
işte! büyülü alnımda kırmızı nokta,
sakinlikte kırılganlık arıyorum
ölmeden önce gömüleceğim.
