2026
No 07

Aynalara Taşlama

Uğuldayan rüzgâra karşı, 
Buldum bir kuytu, dayayacak sırtımı
Seslerden duyulma haklarını gasp eden
Yerin yüzüne serilmiş beyazdan örtü.
Saçlarıma kül düşer ateşten;
  Ateşten bir beyaz bu,
    Kışın propagandası altında

Yeşil bir halı üzerinde oldu her ne olduysa;
Yerküre dönmeye başladı;
  Zaman ilk kez bu şiire aktı…
Pis bir nem bulutu dolanırdı 
   Coşkunluğuna düşman fidan ruhların
Sonra dağıldı, bir dertten arındırır gibi şehri
-Ruhun ruha ödettiği bedel hep mi sessizce ödenir-
Oysaki benim:
Saç diplerim acıyor pespayeliğinden şehirlerin
Üzerime bu yağan ne?
Peki bu hızın hazzı kime ait;
Kim bu bozkırın özgür atlarına yetişme telaşında olan;
Astrolojiden kaçabilmiş güneşlerden toplanan,
Bin atlının getirdiği 
Küle fısıldanan alev mi?

Toprak anne ve rüzgâr baba
Başka pencerelerden gökyüzünü seyrederken
 Aynı yıldızda denk düştü diye doğdu;
Kırılganlığı insanın 
-Suda kendini gören-
İnsanlar aynalardan daha kırılgandır,
Gerçek şu ki aynalar bizim kadar kırılamazlar

 

Üzerime bu yağan ne?
Peki bu hızın hazzı kime ait;
Kim bu bozkırın özgür atlarına yetişme telaşında olan;
Astrolojiden kaçabilmiş güneşlerden toplanan,
Bin atlının getirdiği 
Küle fısıldanan alev mi?”

Yazı: Deniz Karakulak
Çizim: Kübra Bağcıoğlu

Eser Galerisi

Çıkış yapmak istediğinize emin misiniz?

bildirimler.