2026
No 04

Bir Ölüm Sebebidir Aşk

 Teni yakan soğuk, bütün vücudunu ele geçirmesine rağmen bu duruma aldırış etmedi. Issız, karanlık sokakta bir melodi tutturmuş ilerlerken saatine bakmak aklına geldi. 22:38, adımlarını hızlandırarak yürümeye devam etti. Yetişmesi gereken bir yer vardı ve saniyelik dahi olsa geç kalmak istemiyordu. Ezbere bildiği sokaklardan nefes bile almadan geçti. Nefes alırken vakit kaybetmekten korkuyordu çünkü. 

 Nihayet varış noktasına ulaştığında içeri girmesi için kendisine davetkar bir bakış atan kafenin kapısının önünde durdu. Uzun bir süredir bu anı beklemişti ve sonunda o anı yaşıyordu. Ama içeri girmesine engel olan bir şey vardı. Korku? Beklediğini bulamama düşüncesi? Belki de içeri girdiğinde hayal kırıklığına uğrayacaktı. Bu düşünce, ayaklarını geriye itiyordu. Ne olursa olsun ayaklarının sözünü dinlemedi. İçeri girdi. Arkası dönük biri vardı içeride. Uzun, kızıl saçları onu hemen ele veriyordu. Üzerindeki mavi kazak ve boynuna doladığı siyah şal, onu ilk gördüğünde de onun tenini sarıyordu. Bu görüntü, içeri girerken düzene giren nefesini tekrar düzensizleştirmeye yetti. “Gelmişsin.” dedi, tek dolu masaya doğru ilerlerken. Sesinin titrememesine özen gösterdi ve başarılı da oldu. Kulağına ulaşan, hiç ummadığı kadar soğuk bir sesti. Hayret etti kendine. Ama bu düşüncesi uzun sürmeden, arkasından gelen sesin sahibine odaklanmış kadının gözleriyle buluştu bakışları. Aradan geçen onca yıla rağmen hala çok güzeldi. Hala onu ilk gördüğü günkü asilliği taşıyordu. Bu asillik, ayağa kalktığında bütün vücuduna yayılan bir ışık gibi göründü ona. 

 “3 yıldır istisnasız gönderdiğin mesajların ve mektupların bir noktada son bulması gerektiğini düşündüm.” 

 Sesi hiç değişmemişti. Hala bu soğuğa rağmen onun tenini kavuracak kadar etkiliydi. Sesin etkisinde kalmış, kadının söylediklerine odaklanamamıştı. Şimdi de ne cevap vereceğini bilmiyordu. Yanına vardığında ilk görüşte âşık olduğu ela gözlere bakmakla yetindi. 

 “Senin konuşmaya niyetin olmadığına göre ben senin hayatımda var olma çabalarından rahatsız olduğumu söyleyip gideyim. Lafı çok da uzatmaya gerek yok zaten.” 

Kadın başka bir şey söylemeden masanın üzerindeki eşyalarını alıp arkasını döndü. O sırada kendisine gelmeyi başaran adam, az önce kavuştuğu sevdiğini böyle kaybedemezdi. 

 “Yokluğunda çevremde o kadar insan varken kocaman bir yalnızlığın içindeydim. Sen gittiğinde herkes gitmişti benim için. Sen, benim için herkestin. Ve beni yapayalnız bıraktın! Şimdi benden yıllar sonra seni karşımda gördüğüm vakit kolayca konuşabilmemi mi bekliyorsun? Hah! Her şeyin kolay olduğunu düşünüyorsun. Gidişin gibi… Ama hayır, hiçbir şey kolay değil. Sen gittiğinden beri ben burada acı çekerken emin ol hiçbir şey kolay değil.”

 Kadın olduğu yerde durdu. Bu, onu umutlandırmaya yetmişti. Sözlerinin etkili olduğunu düşündü, hem de çok etkili. Çünkü biliyordu ki karşısında yıllar önce olduğu gibi şimdi de gitmeyi kafasına koymuş bir kadın vardı. Ve o, bu inatçı kadının fikrini sözleriyle değiştirebilmeyi umut etmişti. Belki kadın da acı çekmişti. Belki de onu gitmemeye ikna edecek bir şeye ihtiyacı vardı ve bu sözler de buna yetmişti. Ama tek cümle duydu adam. “Hoşça kal.”

 Bundan 6 yıl önce hayatına girip etkisi altına aldığı adamı, 3 yıl önce olduğu gibi şimdi de terk etti kadın. Aynı acıyı bir kez daha yaşatmak için gelmişti buraya. Ki başarılı da olmuştu.   Zaten kanamakta olan yarayı daha da derinleştirmiş, asla iyileşmeyecek bir hale getirmişti. Bunu tek bir cümlesiyle yapmıştı. İşte etkisi bu kadar büyüktü. 

 Adam, olduğu yere çöktü ve bir süre sessizce karşısındaki duvarı seyretti. Ona bir şeyler söyleyen garsonu bile duymadı. Öylece oturdu kafe kapanana kadar. En sonunda kendini dışarı attığında şiddetli yağmur saniyeler içinde onu sırılsıklam etti. Yağmurun da etkisiyle saatlerdir dökülmeye hazır olan gözyaşları birer birer süzüldü yanaklarından. Önce yavaş yavaş aktılar, sonrasında birbirleriyle hatta yağmurla yarışa girdiler adeta. Yağmur dindi, adamın gözyaşları yağmur niyetine akmaya devam etti. 

  Adam o geceden sonra oturduğu kaldırımdan kalkmadı, sevgisizlik ve kalp acısıyla birlikte  gözlerini sonsuzluğa yumdu.

Yokluğunda çevremde o kadar insan varken kocaman bir yalnızlığın içindeydim. Sen gittiğinde herkes gitmişti benim için. Sen, benim için herkesdin!

Yazı: Buse Çölmen
Çizim: Sinem Tamur

Eser Galerisi

Çıkış yapmak istediğinize emin misiniz?

bildirimler.