Doğadan kopan şehirler kendi sanal ve kaotik dünyalarında kayboluyor. Kırsalın insan ihtiyaçlarına cevap verememesi de bizi şehirlere itiyor. Acaba bir uzlaşı yolu var mı?
Felsefe öğrencisi olarak bazen okuduğum ayrı dönemlere ait filozofları bir arada düşünüp acaba aralarında sohbetler edebilselerdi nelerden bahsederlerdi gibi kafamı kurcalayan ve düşünmeme sebebiyet veren senaryolar kurmayı seviyorum. Bu yaptığım olayın çok faydalı bir zihin egzersizi olduğunu düşün...
Peki şimdi nerelerdesiniz efendim, diye sordu uşak; efendisinin yine kendini hayal dünyasına kaptırıp bir çocuk gibi oradan oraya koşturduğunu bilir gibi. Bilebilir miydi insan; görebilir miydi insanın içini, hayallerini, dahası hislerini, içinden geçen anlamsız insanın kendisine bile itiraf etmekte...
Oysaki aşk yıkılacağını bile bile şehirler yapıp,Bir yabancıyla balkonlarda deprem beklemek
Bir tek onun eline sığıp
Avucunda, krokiler çizmek yarına,
Aşk, ölümünün mimarı yapar insanı yabancım
Ölümü gözden çıkarıp da…
Kahramanın yolculuğu olarak da bilinen monomit kavramı, Amerikalı mitoloji uzmanı Joseph Campbell'in Kahramanın Sonsuz Yolculuğu (The Hero with a Thousand Faces/Bin Yüze Sahip Kahraman) adlı kitabıyla birlikte popüler hale geldi. Monomit, Campbell'in tarih boyunca çeşitli kültürlere ait pek çok mit,...