
Sırtlanılan yük; ne kadar somut gözükse de içinde soyutluklar barındırır ve hayattan izler taşır.

Bir evin bacasından tüten duman gibi bir çocuğun omzunda da tüter verilmeyen imkanlar.

Aile birden çok hayatı içine alıp farklılaştırarak dallandırır.

Kadın görünüşte sunduğu tekilliğin aksine içinde birçok eser barındıran bir müzedir.

Kopartıldığımız yerlerimizden tekrar dikenlerimizle bitebiliriz.

Yaş almanın körelttiği gülümseme senden meydana gelen öz parçalarına miras bırakılır.

Sonsuzluğun içinde çoğalttığı kaçınılmaz sonlara uyanmalıyız.

Yalnızca dikkatli baktığın zaman, bir aradalığın içindeki tekilliği fark edebilirsin.

Bakmak ve görmek arasında var olan ince çizgide dans ederek gözlerimizi gerçekliğe açabiliriz.

Gençlikten yaşlılığa akan zaman çizgisinin kaybolduğu anları yaratmalıyız.

Rüzgarlar bizi ne kadar birbirimizden uzağa savursa da bir arada olabildiğimiz müddetçe en sert kayaları bile delip çiçek açmaya devam edebiliriz.

İnancın gücünü, iki sarp uçurumun birbirlerine baka baka aralarında oluşturduğu hayalet köprüden geçerken hissedebiliriz.

Geçmişin iplerine dolanarak evrilirsek oluşturduğumuz gelecek yumağının içinde kayboluruz.

Tek başına verilen çabanın yorgunluğu gün gelecek doğanın cömertliği karşısında diz çökecek.

Yan/a yana yaş aldıkça birbirimize bulaştırdığımız izlerimiz sonsuz değiş tokuş içerisindedir.

Bir bölgenin yaşanmışlığını o bölgenin yerlisinin tak(ınd/t)ığı maskelerde tekrar yaşa(y/t)abiliriz.

Köklerimizi gittiğimiz yere götürerek köklendirmemiz aidiyete bir ihanet midir?

Kendinin dibine indiğin zaman aynaladığın suretleri keşfedebilirsin.

Bilincin derinlerine çıkılan yolculukta aradığımız ses teslimiyet ile yankılanarak yüzeye ilk adımlarını atar.

Yüzün topoğrafyasındaki anıtlar.

Bir çocuğu görmek kendi çocukluğuna yaptığın bir ziyarettir.

Buz gibi akan suyun yüzeyinde gördüğün geçici çocukluk yansımasında, ruhun dalgalanan geçidini görebilirsin.

Tanımadığın varlığa bakarken gördüğün o tanıdık suretin karşı konulamaz çekiciliğine güven diyebilir misin?

Bazen yokuş çıkmayı bazense o yokuşa yaslanıp dinlenebilmeyi öğrendiğimiz zaman, en büyük engel olan ‘’kendimiz’’ bile bizi durduramaz.