Ne zaman bir derdimiz, anlatmak istediğimiz bir hikâye olduğu zaman, farklı yöntemler deniyoruz. Mesela bir arkadaşımızla kahve içerken ona hayatımızla ilgili birtakım hikayeler anlatırız. Hikayelerimizi anlatmak için ise tarih boyunca farklı mecraları kullandık: Resim, müzik, heykel, dans, sinema, çizgi roman… Bu mecralar arasından günümüzde sinema ve müzik popüler gözükse de çizgi romanın bir kitlesi her zaman var olmuştur. Türkiye’de çizgi roman bilhassa gençler tarafından ilgi gören bir mecra konumundadır. Yerli çizgi romanlar piyasada çok yer kaplamasa da çizgi roman dükkanlarındaki raflarda yerini korumaktadır. Kasım 2023’te yayınlanan Oytun Yılmaz’ın İt çizgi romanı, son zamanlarda yerli çizgi romanlar arasında ilgi gören bir eser. Bunun sebeplerinden biri İt’in hayatın karanlık tarafını ve taşrayı bir gencin gözünden yansıtması diyebiliriz. Böyle bir hikâyenin ilgi görmesinin sebebi sadece hikâyenin kendisi değil. Aynı zamanda etkileyici bir görsel anlatıma sahip olmasıdır. Çizgi roman, göstermeye dayalı bir sanat olarak hala potansiyelinin tamamıyla keşfedilmediği bir mecradır. İt’e Türkiye’de bu potansiyeli keşfetmemize olanak tanıyan bir çizgi roman anlatısı olarak bakılmalıdır.
İt, bir çizgi roman olarak yazılardan çok görsel barındıran bir çizgi roman. Bu sayede çizgi romanın göstermeye dayalı bir sanat olarak ne kadar kuvvetli olabileceğine tanıklık ediyoruz. Çizgi romanın ilk 4 sayfasında 8 panel vardır ve hiçbirinde anlatıcı veya konuşan yoktur. İlk panelde bir ses efekti duyarız ama panelin aşağısındadır ve tam göremeyiz. Daha sonraki panellerde bunun havlama sesi olduğunu öğreniriz. Bir grup erkek kavga eden köpekleri izlemektedir. Bu paneller sayesinde köpekler ve erkekler arasında bir paralellik kurulur. Sinemada üst üste bindirme tekniğiyle yapılırken, çizgi romanla birbiri ardından gelen panellerle bu etkiyi elde ederiz. Hem köpeklere hem de erkeklere baktığımızda gördüğümüz ortak özellik şiddetin salya akıtması, yani bir haz vermesidir. Bu kurulan paralellik çizgi romanda karşılaştığımız ilk kelimelerle anlam kazanır:
‘‘Ligin otuz birinci haftasında nefesleri kesen dev derbi …cızırt… aziz milletimin dikkatini çekme …cızırt…’’ (s. 9).
İlk panellerde gördüğümüz erkekler adeta bir derbi izleyen taraftarlara benzer. Farklı bir fanatizm görüyoruz. Bir grup insan köpek dövüşünde tezahürat yapıyor. Bu grubun bir futbol maçında tezahürat yapan taraftardan farkı ise bir tarafın şiddete, öteki tarafın ise bir spora tezahürat yapmasıdır. Birinde kural yok, ötekindeyse var. Bu kuralsızlık teması İt’te İsmail’in hayatını özetliyor. Kendi ekmeğini çıkarmak ve ninesine bakabilmek için kuralsız yaşayan insanlarla etkileşime girmektedir.
Derbiden sonra gelen haber ise bir adamın beyninde çip olduğunu ve Amerika tarafından takip edildiğini iddia etmesi. Burada aklımıza gelen Türkiye’de günlük hayatımızda buna benzer garip haberlerin çıkması ve herkesin bununla dalga geçmesi. Çünkü bunlar her ne kadar bizi eğlendirse de bu haberlerin saçma ve aptalca olduğu ortada. Böyle bir zihniyetin ülkede var olması da çoğumuz tarafından içler acısı karşılanıyor.
Radyodan gelen son haber ise bir doktorun hastası tarafından öldürülme haberi: ‘Ülke olarak kötü bir durumdayız.’ Bu cümle kimseye yabancı gelmeyebilir çünkü böyle düşünenlerimiz çok var. Kimimiz köpeklerin dövüşmesinden haz alan şiddet manyaklarının varlığından şikâyet eder, kimimiz aptalca komplo teorilerine güler ve kimimiz de güvende olmadığımızı hissederiz. İt, bize şu an Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu kısaca özetliyor. Okuyucu, bu Türkiye’de yaşayan birinin hikayesini dinlemeye hazırlanıyor.
Çizgi romanın hikayesi bir taşra genci İsmail’in etrafında dönüyor. İsmail bir yandan ninesiyle ilgilenirken bir yandan ekmeğini çıkarmak için pis işlere bulaşır. İsmail bir eve hırsız olarak girdiğinde çizgi romanın çoğuna hâkim karanlık renk tonlarını görürüz. Hikâyenin neredeyse tamamı gece vakti geçtiği için bu tonla sıklıkla karşılaşırz. İsmail’in girdiği evi polis basar. Bir odadan çıkan gencin yanlışlıkla düşerek kendini vurmasıyla paneller kırmızı olur. Bunu en basit şekilde kanın rengi olarak yorumlayabiliriz. Ancak renk teorisine göre birincil sayılan ve kalp atışını arttıran bir renk kullanılmıştır. Bu renk kullanımı İsmail’in yaşadıklarının okuyucu üzerindeki etkisini arttırmakta ve onun o anki panik halini başarıyla okuyucuya aktarmaktadır. Hikâyenin bu noktasında İsmail yaptıklarının nasıl sonuçlar doğurabileceğine tanıklık etmiştir ve ninesinin yanına gidene kadar 6 sayfa boyunca panellere bir sessizlik çöker. Çizgi roman kulaklarımıza hitap eden bir mecra değildir ama bu paneller boyunca İsmail’in duyduğu sessizliğin sesini kendi kulaklarımızda hissederiz. İsmail şok içerisindedir ve etrafındaki köpek havlamaları bile ona düşük sesler olarak gelir. Köpek havlamaları ilk sayfalardaki gibi büyük harflerle yazılmamıştır. İsmail’in dış dünyayı algılayışı alt üst olmuştur.
İsmail, ninesini aldıktan sonra arabaya atlar ve yine bir sessizlik çöker. Sessizlik arabalarının arızalanmasıyla biter. Biraz bekledikten sonra bir kamyon onlara yaklaşır. Kamyonda Yasin vardır. Yasin, İsmail ve ninesine yardım etmek ister. Beraber yola çıkarlar ve bu sırada Yasin, İsmail’e erkeklerden hoşlanıp hoşlanmadığını sorar ki, bunun nedenini ilerleyen sayfalarda göreceğiz. Çay içmek için bir istasyonda duruverirler. Bu sırada İsmail’in ninesi arabada kalır. Yasin, İsmail’in bacağını elledikten sonra İsmail tuvalete gider. Duvarda penis çizimleri görür. Ardından Yasin gelir ve İsmail’i taciz eder. Bu olayın yaşanacağı her ne kadar kamyondaki konuşmalarından ima edilse de göstergebilimsel olarak da duvardaki çizimlerden anlarız. Çizgi romanın bu göstergebilimsel boyutu, taciz olayından sonra gelen panellerde de karşımıza çıkar. İstasyon işletmecilerinin tuvaleti bastığında Yasin silahını çıkarır. Bu manzara bize tanıdık gelir çünkü İsmail’in hırsız olarak girdiği evde silah çıktıktan sonra gelen paneller de kırmızıydı. Dolayısıyla, silahın şiddetin bir göstergesi olduğunu söyleyebiliriz ki bu kolektif bilinçdışında, yani toplumun bilinçdışında da şiddetin bir göstergesidir.
İsmail ninesi ile kaçmaya hazırlanırken panellerde sıkça karşılaştığımız o sessizlik vardır. Yasin, İsmail’in arkasından gelir ancak ninesi Yasin’in kafasına sopayla vurur. İsmail ve ninesi kamyona atlayıp kasaba, köy veya şehir olduğunu kestiremediğimiz bir ışıltıya doğru yol alır. Çizgi roman bir radyo haberiyle başlamıştı ve aynı şekilde biter:
‘‘Şimdiki haberimiz pes dedirtecek cinsten… …cızırt… …cızırt… Yeni evli çifte altın ya da ev eşyası alınır ama eski sevgilinin hediyesi bomba oldu. Arkadaşlarının yardımıyla yaptı. Üzerine de ‘Aşkıma Düğün Hediyem’ yazdı.’’ (s. 119).
İt’in geneline baktığımızda, absürt haberlerle başlayıp absürt bir haberle bitmesi, silah sembolü ve kırmızılarla kaplı panellerin hepsi çizgi romanın yapısal bütünlüğü koruyarak ilerlediğini gösteriyor. Konuşmaların az olmasıyla beraber, çizgi romanın görsel hikâye anlatımı gücünden oldukça faydalandığını söylemek yanlış olmaz. Kısaca değinmek gerekirse; çizgi romanın başlığının İt olmasının sebebi ve çizgi roman boyunca sürekli köpeklerin karşımıza çıkması, İsmail’in kendini öyle hissetmesi olabilir. İsmail, köpeklerle her göz göze geldiğinde bir aynaya bakmış oluyor. Çizgi romanın başında gördüğümüz vahşileştirilmiş köpekler gibi olmak istemiyor. Ninesiyle ışıklara doğru giderken onun huzuru bulacağını umut etmekten başka çaremiz kalmıyor.
KAYNAKÇA
- Yılmaz, Oytun. İt. İstanbul: Baobab Yayınları, 2023.
- Toledo, Rob. ‘‘Color Theory: An Introdcution.’’ Usability Geek.
