2026
No 11

Uçurumlar

Ulaşılmazlığının çiçek açtığı yerde,
Sarmaşıklar boğarak öldürdü tüm renkleri.
Artık pilli bebeklerinle oynamayı bırak,
Bazı yalanların bazı gerçeklerden daha gerçek olması,
Aldatıcılığın aynasındaki yansımadan.

Buz tutmuş suyun akıcılığında,
Kendini görmeyi beklememeliydin.
O kuşağın ruhunu taşıdığımı unutmadan,
Kendimi uçurumdan tekrar tekrar  ve tekrar,
Bir cambaz gibi sarkıtıyorum.

Ve şimdi ne kadar istemesen de
İninden içeri giriyorum korkusuzca,
  Uyan.

Kaçmaya çalışırken daha çok dolandığımız,
Düğümlerimizi kabullenme vakti.
Gözlerindeki duygusuzluk çölünde,
Yüzen bir balıktım eskiden.

İstesem de yaşatamam sana dünü,
Yorgun hisler bestelemekten,
Saya saya saydığım için kendi yerimde.
Yattım beyaz kokulu masaya,
Bir daha kalkmamaya ant içerek.

Öğürten bir his var içimde,
Rutubet kokulu ve küf tutmuş.
Kusuyorum en sonunda içimdeki eskiyi,
  Uyan.

Erken büyümek zorunda kalmış kar tanesi,
Hala çocuk olabilir misin?
Duvarları insan etlerinden oluşmuş,
Bir hücrenin içindesin.
Şefkatin yumuşak kokusundan,
Öğrendim durmanın önemini.

 

Her şeyin birbirine bu kadar,
Aşkın ve içkin olmasından,
Kıvrıl kıvrıl kıvrıldım kendi içime.
Deştim karnımı sararmış keskiyle,
Doğurdum en nadide parçayı,
Çıplak çığlıklar atarak.
  Uyan.

Bulanıklığın içindeki renk cümbüşünde,
Hissiz kahkahalarla kayboldum.
Parmaklarımı daldırdım,
Kabarmış lacivert damarlarının içine.

Sadakatin şiddetine susadım,
Son hızla giden salıncakta.
Siyahlara senin renklerini sürünce,
Dut ağaçları yeşerdi toprağımda.

Kelebeklerle büyütüldüğünü unutmadan,
Kıpır kıpır kıpırdamadan nefeslenerek,
Ruh manzaralarını izle.
Kaç kaç kaçmadan kalarak,
  Uyan.

Asfalta sürterek kanayan,
Dizlerimdeki yaşam dikişleri,
Paradoks kaçkını olmayı yeğlemiş.

Zeytin ağaçlarının gizini,
Ne kadar istesen de deneyimleyemezsin.
Geçmişe doğru koştuğun için,
Bu beşer mahsullerdeki,
Sekizinci renk karmaşası,
Kendi yarattığın dünyaya gebeydi.

Kur kur kurmaca peri kızları,
S/imge kadehindeki kilitti,
Tıpkı bir isimden ibaret olman gibi.
Uyu.

Her şeyin birbirine bu kadar
Aşkın ve içkin olmasından
Kıvrıl kıvrıl kıvrıldım kendi içime
Deştim karnımı sararmış keskiyle
Doğurdum en nadide parçayı
Çıplak çığlıklar atarak
Uyan

Yazı: Melis Demir
Çizim: Zeynep Kul

Eser Galerisi

Çıkış yapmak istediğinize emin misiniz?

bildirimler.