2026
No 07

Postmodernizm

Modernizmin Sıkıcılığına Başkaldırı: Postmodernizm

Postmodernizm, 1960’ların sonunda, modernizmin sınırlar arasına sıkışmış, basit mimarisine tepki olarak doğan; nükteli, renkli ve alışılanın ötesine geçen bir akımdır. Postmodernizm, modernizmin tanımladığı sınırları aşmış, kendi tasarımsal yaklaşımını tetikleyici ve özgürleştirici olarak görmüştür.

2. Dünya Savaşı sonrası dönemde mimarlık modernist ilkelerle şekilleniyordu. Modernizm, yapının işlevi belirlendikten sonra mantıksal kurallar çerçevesinde tasarlanmasıyla yapının kendiliğinden ortaya çıkacağını savunuyordu. Cam-çelik kuleler, beton apartman blokları gibi yapılar bu işlevselci yaklaşımın sonucudur.

Yitirilen Bileşenleri Yeniye Uyarlamak

Modernizmin kendi sanatlarındaki geleneksel öğeleri kesip atmasından hoşnut olmayan mimarlar da vardı. Modernistlerin, süslemeyi küçümseyen, geçmişle olan bağlarını ortadan kaldıran, mizahi ögelerden yoksun, ruhsuz binalar tasarladıklarını düşünüyorlardı ve bu duruma bir son vererek bu bileşenleri dönemin mimarisine yeniden kazandırmayı denediler.

Postmodernist hareket Kuzey Amerika’da başladı. Akımın başlamasına öncülük eden isim 1966’da Mimarlıkta Karmaşıklık ve Çelişki kitabı yayımlanan Robert Venturi’dir. Venturi, kitapta, modernist mimarlığın tekdüzeliğine karşı muğlak ve paradoksal bir yaklaşımı savundu. Denise Scott-Brown ve Steven Izenour ile birlikte yazdığı Las Vegas’ın Öğrettikleri isimli eserinde Amerikan mimarisindeki eklektik, ticari ve küstah tavrı övmeye devam ettiler.

İronik ve Paradoksal Yaklaşım

Postmodernizm, geçmişten aldığı ilhamı ironik bir çarpıtmayla yansıtıyordu. Mimarlar, yapıyı, klasik sütunlar üzerine oturtuyor ama sütunları çelik gibi modern malzemelerle ya da klasiğin dışına çıkan parlak renklerle örtüyorlardı. Klasik unsurları asimetrik düzenlemelerle, farklı ve alışılmadık kılıflara sokuyorlardı. Postmodernizm, pencerelerle eğlenceli örüntüler oluşturan veya modernizmde kullanılan beyaz ve gri şekillerin aksine parlak ve göz alıcı bina tasarımıyla kendini gösterdi.

Mimarideki Mizahi Kurgu

Venturi, mimari şakalar barındıran bir dizi bina tasarladı. Philadelphia’da annesi için yaptığı ev ve Chestnut Hill gibi yapılar, sadece mimarların anlayabileceği ince detaylarıyla, klasik formlara atıfta bulunuyordu. Ünlü örneklerden bir diğeri, klasik bir gökdelen formunda tasarlanan fakat tepesi 18. yüzyıl sandalyelerini andıran, New York’taki AT&T Binası idi. Bu postmodern anıtın tasarımını yapan Philip Johnson, daha önce Mies van der Rohe ile çalışmış ve modernizmini savunmuştur. Mies van der Rohe’nin mimaride bir mihenk taşı olan“Less is more (Az çoktur).” ifadesine karşın postmodernizm “Less is bore (Az sıkıcıdır.)“ der ve bu sıkıcılığı bozacak muziplikler yapmayı tercih eder. O tarihlere kadar mimarlar genellikle yapıtlarındaki ciddiyeti vurgulama eğilimindeydiler. İşlevsel ve cazip yapılar tasarlamak masraflı bir iştir ve ciddiyetle çalışmayı gerektirir. Postmodernistler ise mesleklerine tersten yaklaşarak düşük veya popüler kültürle aynı çizgide buluşabilecekleri yerler aradılar. Renkli ilan tabelaları, popüler sanat, Amerikan caddelerindeki çeşitlilik gibi popüler unsurları klasik bileşenlerle bir araya getirerek, görsel uyarıcılardan yeni bir oluşum elde ettiler.

Modernizmin eleştirilmesi ve yeniden sorgulanmasıyla birlikte mimariyi ve sanatı daha canlı ve dinamik hale getirme hevesi postmodernizmi doğurmuştur. Postmodernizm de popüler olduğu dönemde tepkiyle karşılanan bir akımdır. William Lane Craig, “Postmodern bir kültürde yaşadığımız fikri bir efsanedir. Aslında, postmodern bir kültür imkansızdır; bu tamamen yaşanmaz olacaktır. Bilim, teknoloji ve mühendislik konularında insanlar göreli değildir; daha ziyade din ve ahlak konularında göreli ve çoğulcudur. Ama elbette bu postmodernizm değil, modernizm!” sözleriyle postmodernizmi eleştirmiştir. Postmodernizmde gerçeklerin yerini imgeler almıştır; bir konu hakkında birden fazla “gerçek” olduğunu ve bu “gerçeklerin” hepsi daha sonra yanlış ve geçersiz olarak kabul edilebileceğini kabul eder. Dolayısıyla postmodernizm akımında toplumsal kurallar ve otorite kavramı reddedilir. Postmodernizm akımı evrensellikten ziyade çoğulculuğa önem verir.

Postmodernizm, modernizmin tanımladığı sınırları aşmış, kendi tasarımsal yaklaşımını tetikleyici ve özgürleştirici olarak görmüştür.

Yazı, Grafik: Aysema Yılmaz

Eser Galerisi

Çıkış yapmak istediğinize emin misiniz?

bildirimler.