Bu dans değil
Mavi üzerine parlak kırmızının
Gözde yarattığı oyunlar gibi zıpırlıklar
Ancak hoş görülen, elde kalan
Akış sonrası sessizlikten
Bu haz değil
Rüzgâra karşı gelenin, rüzgâra karışmayı sindirememesi…
Apartman boşluklarında kimsesiz infazlar!
hala bir tek yarasalar varlar
Tanığı öldüremem ki,
Tanık olunan ölüm olmadan.
Bu kader değil, cinayetlerden uçup gitmemek, gidememek;
Çünkü kader rahatlatırdı gövdeleri
Oysa bizim gövdelerimiz sefalet,
Karanlık ve kötüyü yutar!
Bu apaçıklık yıkar onu, bu apaçıklık yakıcıdır;
Karanlık ve kötü kadar.
Akşamüstü var ise altı da olmalı,
Kuğu cesetleri ve kurumuş biberiye yaprakları için
Gömü arayanların değil, gömenlerin gözdesi
Çoğu zaman haritasız, belki;
Kimi zaman sol göğsün altına çöl imgesi…
Bileklerinde kızıl gezegen,
yarılmış topukla
sanki, tırpanla çizilmiş
Kanı takip edenler,
Irmaklar ve verimli topraklarda görülmezler!
Yangıdayım!
Fakat, cehennem ateşi beklemiyor insanı,
Uzayın siyah inci soğuğu,
Aslen, en büyük düşmanı…
Yerçekimi yetmedi, uçuculuğuna akşamın;
Sızan, az önce vücutsuz kalmış sıvılar;
yağmur olur, buna değer
şimşek olur, hayat olur buna değer
Fazlası, kelime israfı
