Mutluluk nedir? Basitçe tanımlamak gerekirse, mutluluk, kişinin olumlu bir duygu durumda bulunması halidir. Peki biz mutluluğu nasıl elde edebiliriz? Her insanın mutlu olduğu şeyler ona özgüdür, aynı bir DNA gibi. Olaylar bir kişiyi mutlu ederken bir diğerinde en ufak bir duygu değişimine neden olmaz, hatta bir başkasını mutsuz edebilecekken diğer kişiyi göklere uçurabilir. Dolayısıyla genel geçer bir mutluluk tanımı ve ona giden yolu herkes için çizebilmek kolay değildir.
Birçok filozof ve düşünür mutluluk ve mutluluğu elde edebilmenin üzerinde kendi fikirlerini sunmuştur, Antik Yunan’da ortaya çıkan Stoacılar bunlara bir örnek olarak verilebilir. Öğreti Hegel’den Spinoza’ya ,idealist felsefeden, ateizm ve panteizme kadar geniş bir çerçevede ilerleyerek modern felsefemizi de etkilemiştir. 2300 yıllık felsefeyi amaçsallık ve nedensellik ilkeleri üzerinden basitçe incelemek gerekirse; Stoacılar katı bir belirlenimciliği benimsemişler ve şans ile tesadüf gibi kavramları bunun içerisinde tutmuşlardır. Onlara göre insan kaderinin tutsağıdır, mutluluğa ulaşabilmek için ise şansa dayalı gelen zenginlik, genetik faktörler, yaşadığımız felaketler kontrolümüz dışında geliştiği için kabullenilmelidir.
“Alın yazımız bize kılavuzluk eder. Her birimize ne kadar ömür biçildiği doğduğumuz andan bellidir. Sebep, sebebe bağlıdır. Özel olsun toplumsal olsun her iş upuzun bir olaylar zincirinin halkasıdır.”(Seneca, Ahlaki Mektuplar) Bu kabulleniş Nietzsche’nin ortaya koyduğu ‘Amor Fati’ kavramı ile de benzerlik gösterir. “Bana öyle geliyor ki başına hiçbir sıkıntı gelmemiş insandan daha şanssızı yok. Zira böyle bir adamın hiçbir zaman kendini sınamasına izin verilmemiştir.”(Seneca, De Providentia III) Kısaca, kaderini sevmek ve kötü dahi olsa hayatı olumlamak! Aklın maddeye içkin olduğu bir evreni benimsemiş, insanın yalnızca aklını kontrol edebileceğini belirtmişlerdir. Dolayısıyla mutluluğa erişmek, mutsuzluk yaratan durumları kabul etmekten ve onlara verdiğimiz tepkileri değiştirmekten geçer. Mutluluk elde edilen başarılar ve zevklere gibi dış etkenlere değil, insanın içindeki içsel huzur ve sarsılmazlık ile elde edilebilir. İnsan kaderini kabul etmeli ve zorluklar karşısında güçlü kalabilmeyi öğrenmelidir.
Peki günümüz dünyasında stoacılığın popülerliği nasıl yorumlanmalıdır? Stoacıların bu öğretisi, insanların hapishane tarzı bir yerde yıllarca eğitim gördüğü ve mezun olduktan sonra sadece akşam saat 6’yı beklediği bir kapitalist düzenin hükmettiği günümüz dünyasında uygulanabilirliği sorgulanmalıdır ki bilimsel ilerlemenin bize sunduğu katı determinist evren modeli de Stoacılığın modern çağdaki yükselişi açıklayan sebeplerdendir.
Stoacıların mutluluğu elde edebilme öğretisi maddiyattan ziyade maneviyata daha çok önem vermektedir. Maddi zenginlik ve refahın insanın mutlu olabilmesinde önemli bir rol oynadığı kabul etmektedir fakat kişinin sahip olduğu şeylerin manevi değeri olmadığında kısa bir süre içinde değerini yitirebilir ki insanoğlunun özünde açgözlü olduğun ve tüketim çılgınlığının hat safhada olduğu günümüz dünyasında bu kabul edilebilir bir görüştür. Öğüt temelli ve mutluluk konusundaki pragmatist görüşleriyle iki bin yıllık kitaplar hala insanın temel sorunlarına cevap verebilmektedir. Kapitalizmin arzunun sürekli ve hızlı şekilde tatmini üzerinden bireyi ittiği doyumsuzluk, arzuların, duyguların dolayısı ile aklın kontrolü sayesinde giderilebilir.
“Kovan için iyi olmayan arı için de iyi olamaz”(Marcus Aurelius, Meditations) Ünlü stoiklerden Roma imparatoru Marcus Aurelius’un bu sözleri, öğretinin birey temelli olduğu kadar, toplumsal dengeyi de gözettiğini ve evrensel insan figürünü oluşturduğunu bize kanıtlar. Öğretideki akıl kavramı Hristiyanlıktaki ruh kavramı ile, mantık ve salt akıl temelli olduğu için ayrılsa da, evrene ve insana içkin aklın tanrısal düzlemde ayrılmazlığını sunduğu için Spinoza’nın panteizmi ile de benzerlik gösterir. Ancak Spinoza insanın doğanın özüne uygun davranması konusunda görüşlerinde doğanın bir planının olduğunu savunmazken, Stoik öğreti bu planı olumlar ve özgürlük konusunda bireyi zihnine hapseder. Birey-Toplum çatışmasında, tüm topluma mal edilmiş bireysel sorunları, asıl toplumsal sorunların önünde gören kapitalizm, Stoik felsefenin bireysel pragmatizmi ile çatışmaz.
Stoacıların mutluluk öğretisi özünde bize mutluluğu elde edebilmekten, mutlu olmaktan ziyade bizi mutsuz edecek şeylerden uzak durmamız gerektiğini yani mutsuz olmamayı öğretiyor. Mutluluğu başarıya bağlamıyor çünkü başarmak zordur ve başarısızlık mutsuzluk getirir veya tamamen maddiyata bağlamıyor çünkü zenginlik nadirken fakir olmak çoğunluğun kaderidir. Modern çağ filozoflarından Sloven düşünür Slavoj Zizek, klinik psikolog Jordan Peterson ile tartıştıkları “Debate of the Century” programında mutluluk ile ilgili bu sözleri sarf etmiştir: “Mutluluğu arayarak yaşarsan onu asla elde edemezsin. Mutluluk yalnızca bir hedefe sahip olmanın bir yan ürünü olarak var olur; kendi başına başarılı bir hedef olamaz.” Son olarak insan kendisine şunu sormalı, mutlu olabilmek için mutsuz olmamaya mı çalışacağım yoksa mutsuz olabilmeyi göze alarak mutluluğu mu yaşayacağım?
Kaynakça
- Ahlaki Mektuplar – Seneca
- De Providentia III – Seneca
- Meditations – Marcus Aurelius
- Slavoj Zizek in “Debate of the Century”


